Silahlara Veda Edilmelidir

Kendisi de bizzat savaşlara katılmış olan Ernest Hemingway “Silahlara Veda” adlı romanında savaşın en kötü şey olduğunu vurguladıktan sonra “İnsanlar, savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlayıp da bunu durdurmak için bir şey yapamayacaklarını anlayınca çıldırıyorlar” diyor.

Thomas Mann da “Büyülü Dağ” isimli eserinde öyle savaş sahneleri anlatıyor ki insanın tüyleri diken diken oluyor. Kitabın sonunda da şu soruyu soruyor: “Dünyadaki bu ölüm şenliğinden ve yağmurlu akşamda gökyüzünü kızgın alevlere boğan bu çirkin ateşten de günün birinde sevgi doğar mı dersin?”

Biz de cevaben diyoruz ki: Elbette ki doğar. Hangi karanlık gecenin sabahında gün doğmadı ki? Hangi toprağa sevgi tohumları ekildi de oradan sevgi ve barış fışkırmadı ki? İnsanlık yavaşça da olsa daima iyiye doğru gitmektedir. İnsanlar akıllarını kullanarak “Silahlara veda ediyoruz” diyecekler. Problemlerini savaşarak değil konuşarak çözecekler. Bir daha silaha el sürmeyecekler. Sevecekler, verecekler ve erdemli olacaklar. Diğer insanları da en az kendileri kadar düşünecekler. Barışa ve ebedi mutluluğa bu şekilde uzanacaklar.

Bugün dünyada çılgınca bir silahlanma yarışı var. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde yapılan askeri harcamaların toplamı, insani yardım için gereken tutardan 130 kat daha fazla. Yine yapılan hesaplara göre, bir yılda dünyanın silahlanmaya harcadığı paranın kırkta biri ile, dünyadaki açlık problemini çözmek mümkün.

Ey insanoğlu! Bu tablo karşısında aynaya bakarak “Ben böyle ne yapıyorum?” diye acilen kendini sorgulaman gerekmiyor mu? Silaha harcadığın paraları insani yardım, eğitim, bilim ve sağlığa yönlendirirsen bambaşka bir dünya kurulur. Yoksulluk ve cehalet ortadan kalkar. Dünyada bir tek aç insan kalmaz.

Ne mutlu, savaş çığlıkları atılırken bile sürekli “barış, barış, barış” diyenlere ve bütün insanları kardeş bilerek onların elinden tutanlara…