Ruh Beyin Akıl Zeka

Ruh, bilinçle beraberken kendinin de farkında olan bir cevherdir ve muhteşem beyin dahi onun elinde bir enstrümandır. Ruh, beyni kullanarak bilinç penceresinden evreni izler ve dilerse çevreyle iletişime geçer. Akıl zaten ruhun bir fonksiyonudur. 

Ruh bu dünyadaki fonksiyonlarını icra edebilmek için öncelikle bilinç ve akıl ikilisine ihtiyaç duyar. Zeka ise doğrudan muhteşem beynin fonksiyonu olup organizmanın ihtiyaçları için vardır.

Bilinç olmayınca ruhun varlığından söz etmek anlamsızdır. Çünkü kişi kendinin, kendi özünün farkında değildir. Hastanede bir makineye bağlı halde bilinçsizce seneler boyu bitki gibi yaşayan hastalar vardır. Bunlarda bilinç tam kapalı olduğu için akıl ve zekaya ait bir fonksiyon da görülemez. Ruh, yani bizi biz yapan “öz” bu durumda devre dışı kalmıştır. Onlar olmayınca kişi bu hale düşüyor, adeta yok oluyorsa, bu demektir ki bilinç ve akıl bize verilen “en değerli nimetler”dir. Alkol ve uyuşturucu alınınca bilinç ve akıl iptal edilmektedir. Yani kişi kendisine verilen en önemli nimetlere karşı o anda adeta bir ihanet içerisinde bulunmaktadır. Üstelik bu esnada her türlü kötülüğü yapabilir, çevresindekilere her türlü zararı verebilir. 

Cinayetlerin, kavgaların, aile içi şiddetin, ırza tecavüzlerin, trafik kazalarının ve daha pek çok kötülüklerin oluşumunda alkolün rolü büyüktür. İntihar olaylarına da alkol alanlarda daha sık rastlanmaktadır. 

“Öfke” anında da kişinin aklı başından gider, şuursuzca hareket edebilir. Öfkelenince kontrolünü kaybeden kişi insan bile öldürebilir. Bu nedenle “50 Erdem”in içinde bulunan iyi huylu olmak, affedici olmak, hoşgörülü olmak, barışsever olmak, kibar olmak, sabırlı olmak, zeki-akıllı ve aklını rehber edinmiş olmak, irade sahibi olmak gibi erdemler ayrıca önem kazanmaktadır. 

Alkol, uyuşturucu ve öfkenin vücut sağlına verdiği zararlar saymakla bitmez. Ayrıca alkol ve uyuşturucu kullanan da öfkelenen de o esnada kendisine verilen en değerli nimetlerden mahrum pozisyonda bulunmaktadır. Çünkü bilinci ve aklı o anda devre dışı kalmaktadır. Oysa ki özellikle “akıl” insanı hem bu dünyada hem de ebedi hayatta mutluluğa götürecek en önemli araçtır. İnsan kendisini bu araçtan bilerek nasıl mahrum bırakabilir? 

Bu yüzden büyük fikir insanı, düşünür Bertrand Russell aklını her an uyanık tutabilmek için hiçbir zaman içki içmemiştir. Zaten kendisi gayet enerjik bir yaşam sürmüş ve 98 yaşında vefat etmiştir. “Allah rahmet eylesin. “

Ebedi hayata göç etmiş olan bir kişi hangi dinden, mezhepten veya felsefi görüşten olursa olsun, ona “Toprağı bol olsun” demek yerine “Allah rahmet eylesin” demeliyiz. Doğrusu budur. Allah’ın “Sonsuz Ötesi” rahmeti herkesi kucaklar ve herkese yeter.