Önce Ahlaklı Olun

Düşünen ve eylemde bulunan bir varlık olarak insanın hem bireysel hem de sosyal yaşam içindeki eylemleri belirli ilkelere ve kurallara dayanmalıdır. Bu kurallardan kaynaklanan davranış biçimleri kişileri ve toplumları iyiye, güzele, doğruya, huzura, mutluluğa götürmeyi hedeflemelidir.

Napolyon “para, para, para” derken biz senelerdir “eğitim, eğitim, eğitim” demiştik. Şimdi buna ilaveten “ahlak, ahlak, ahlak” diyoruz.

Siz çok iyi bir doktor, mühendis, avukat, öğretmen, sanatçı, bilim insanı, iş insanı, memur, işçi veya başka herhangi bir meslek sahibi olabilirsiniz. Ama mesleğinizde çok iyi olmadan önce birinci planda ahlaklı kişi olmalısınız. Ahlaksız olduktan sonra allame olsanız ne fark eder. Ayrıca dindar veya dinsiz olmadan önce de ahlaklı olmak gerekir.

Karşınızdaki kişi çok büyük bir yazar veya sanatçı, meşhur devlet veya bilim insanı, milyarlar tutarında nakit parası ve holdingleri bulunan bir iş insanı olabilir. Böyle birisi eğer ahlaklı değilse o insana fazla değer vermeyin.

İş hayatında da ahlak çok önemlidir. Ahlaklı kişi kariyerinde daha kolay ilerler. Ahlaksız kişinin başarıları ise geçici ve anlamsızdır. İnsan hangi meslek grubu içerisinde bulunursa bulunsun işini daima ahlaklı bir şekilde yapmalıdır.

İş yerinize bir eleman alırken adayların ehliyet ve yetenekleri birbirlerine yakınsa, daha ahlaklı olan tercih edilmelidir.

Dünyada senelerce süren savaşlar vardır. Barış yapmak üzere bir masanın etrafına toplandığınızda eğer yeterince ahlaklı ve erdemli değilseniz, kalıcı bir barış sağlayamaz, sonuç alamazsınız.

Bir gün şöyle, bir gün böyle konuşan politikacılardan hayır gelmez. Zaten onlardan iyi devlet insanı da olmaz.

Devleti yönetecek kişilerin ahlaklı, erdemli ve ehliyetli olmaları çok önemlidir. Çünkü verilecek bir yanlış karar milyonlarca, milyarlarca kişinin canını, malını ve hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle devlet yönetimine getirilecek kişiler mutlaka ahlaklı olmalıdırlar. Hele Devlet Başkanlığı Makamı’na seçilecek kişi o ülkenin en ahlaklı ve erdemli kişilerinden birisi olmalıdır. Ülke ve dünya siyaseti, seçimler bu esasa göre kurgulanmalıdır. Politika yapacak kişilerin tamamı çok ahlaklı ve erdemli olmalıdır.

Birkaç gün sonra ülkemizde yönetim sisteminin belirlenmesi için bir referandum yapılacak. Bu yazıyı referandum öncesi yazıyorum. İnsanların bunun için birbirlerinin kalplerini kırdıklarını gördükçe üzülüyorum. Halbuki “Başkanlık Sistemi” veya “Parlamenter Sistem” olmuş ne fark eder? Önemli olan insan faktörüdür, insan kalitesidir. Sistemler elbette önemlidir. Ancak ondan da önemlisi kişiye ait faktörlerdir. İnsana ait faktörler sistemden önce gelir. Siz ülkenize dünyanın en iyi yönetim şeklini de getirseniz, devletin başına seçeceğiniz kişi yeterince ahlaklı ve erdemli değilse problem çıkar. Bu nedenle öncelikle eğitim sistemine önem verip ahlaklı, erdemli ve vasıflı insanlar yetiştirmelisiniz.

İnsanlığın geldiği aşamada halen en iyi yönetim şekli demokrasidir. Demokrasi evrensel değerlerdendir ve ona sahip çıkılmalıdır. Ancak insana ait faktörler yönetim sisteminden daha önemlidir. Seçeceğiniz kişi yeterince ahlaklı ve erdemli değilse, sizin çok iyi sisteminiz ancak o kişinin yolsuzluklarını azaltır, hiçbir zaman sıfırlayamaz. Ancak eğitime önem verir, ahlaklı ve erdemli bireyler yetiştirirseniz, yolsuzluk olmaz. Sisteminizin öngörülemeyen zaafları da yeri geldiğinde erdemli yöneticiler tarafından, kendiliğinden, adil bir şekilde kapatılır. Hissetmezsiniz bile. Şunu hiçbir zaman unutmayın; “işin içinde insan olduğu müddetçe” kişiye ait faktörler çok önemlidir ve sistemden önce gelir. Öyleyse sisteme ahlaklı insanlar yetiştirmek için eğitime çok ama çok önem verilmelidir.

Hz. Muhammed “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyor. Peygamberlerin tamamı ahlaklıdır. Allah Dostları hep ahlak sahibidirler. Büyük filozoflar ahlak konusuna önem vermişlerdir. İçinde yaşadığı toplumu ve özellikle gençleri uyaran, onlara nasihatlerde bulunan, bu uğurda canını vermekten bile çekinmeyen Sokrates gelmiş geçmiş en ahlaklı kişilerden birisidir. Aristo da mutluluğa giden yolda erdemli düşüncelerin ve erdemli davranışların önemini vurgulamıştır. Kant’ın ahlak felsefesi zaten meşhurdur.

Ahlak bir toplumu ayakta tutan temel direklerdendir. Bunu bilen filozoflar binlerce yıldır ahlak konusu üzerinde fikir yürütmüşler, iyi ve kötüyü tanımlamaya çalışmışlardır. Ahlak ve erdemin ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini çok tartışmışlardır. “Öğreti”de bulunan “50 Erdem”in ve “iyi, kötü, nötr” durumların tanımlanmasıyla bu tartışmalar artık sona erecektir. Ahlak konusunda evrensel bir norm ortaya çıkacaktır. Böylece binlerce yıllık rüya gerçeğe dönüşecektir. Ayrıca Schiller’in; Kant’ın ahlak yasasını sertlikle, despotlukla bizim biraz ağır bulduğumuz tarzda suçlaması da bir bakıma hafifletilmiş, uzlaşıya gidilmiş olacaktır.”50 Erdem” içerisinde bulunan “Hoşgörülü olmak”, “Orta yolu benimsemiş ve ılımlı olmak”, “Hor görmemek ve ayıplamamak” gibi erdemler bu konuda bizlere yol gösterecektir.

Kant’a göre ahlaklı olmak evrensel bir görevdir ve ahlak kurallarına “her şart altında” uyulmalıdır. O’na göre bu, bireyin bizzat kendi hür iradesi ile, hiçbir çıkar gözetmeksizin, kendi vicdanı doğrultusunda kendisine verdiği bir emir ile gerçekleşmelidir. Ayrıca o kişinin ahlaklı davranışının temelindeki ilke, tüm insanlar için geçerli bir yasa olabilmelidir. Kant şu anda aramızda yok, istirahate çekildiği yerde rahat uyusun… “Öğreti”de; “50 Erdem” ve “iyi, kötü, nötr” durumların tanımlanmasıyla artık hem günümüzün hem de önümüzdeki bin yılların evrensel ahlak normları ortaya konmuş olmaktadır. Binlerce yıldır süren arayış sona erecektir. Ayrıca bu “50 Erdem” ile “iyi, kötü, nötr” durumların birlikte tanımlanması, yapay zeka ve robot teknolojileri alanında kullanılabilecek ahlak kodlarını, normlarını da oluşturacaktır.

Platon binlerce yıl önce iyilik ve güzelliğin kişinin kendi içinde, ruhunun derinliklerinde zaten hazır bulunduğunu belirtmiştir. Öyleyse kişinin kendi içine doğru yolculuk yaparak Allah tarafından özüne yerleştirilen iyiyi, güzeli ve doğruyu açığa çıkartması; ahlaklı olması gerekir. Ancak ahlak kurallarının topluma yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması konusunda eğitimin önemi de iyi anlaşılmalıdır.

“Öğreti” aslında ahlak temelli bir öğretidir. Ahlak öğretisidir. ”50 Erdem” çok önemli olup, bu erdemlerin tamamına yakını ahlak ile ilgilidir.  “Öğreti”ye göre ahlaklı bir kişi sadece kendi çıkarlarını ve mutluluğunu düşünerek değil, kendisi dışındaki diğer varlıkların mutluluğunu da hesaba katarak hareket etmelidir. Ayrıca “Öğreti”de akıl çok önemlidir ve akıllı kişilerin aynı zamanda ahlaklı olmaları beklenir. Akıllı ve ahlaklı bir kişi ise toplumun çıkarlarını asla göz ardı etmez.

İnsan kendini ruhen huzurlu, özgür ve ahlaklı hissederse mutluluğu daha kolay yakalar. Erdemler kişiyi mutluluğa doğru götürürler.

Ahlaklı insanlar hem bu dünyada hem de ahirette daha avantajlı konumdadırlar. Ahlaklı ve erdemli kişiler Allah’a yaklaşan, O’na doğru koşan kişilerdir. Ahlaklı ve bilge insanın Allah Dostu olması daha kolaydır.

Daima ahlaklı olun ve seçimlerinizi ahlaklı yapın. Yönetim kademelerine hep ahlaklı ve erdemli insanları seçin.

Hangi yönetim sistemini tercih ederseniz edin, ne iş yaparsanız yapın, önce ahlaklı olun…