Kendiniz Olun

Önce kendiniz olun. Kendi kişiliğiniz, kendi orijinal görüşleriniz olsun. Karşınızda konuşan kişiyi iyi dinleyin. Anlamaya çalışın. Söylediği şeyleri aklınızın süzgecinden geçirin. Faydalı olanları süzüp alın, diğerlerini atın. Hep almakla kalmayın, ayrıca siz de orijinal fikirler üretin. 

Size söylenen her şeyi muhakeme edin. Hiç kimsenin peşinden körü körüne gitmeyin. Kendi kişisel merceğinizi geliştirin ve fikirlere, olaylara öyle yaklaşın. 

İnsanoğlu doğal olarak tüm evreni, varlıkları, şahısları, olayları, fikirleri ve sanat eserlerini kendi kişisel merceğinden bakarak algılar. Merceğin içeriğinde kişinin şahsiyeti, aldığı eğitim, zeka seviyesi, aklının gücü, kültürel seviyesi, estetik hassasiyeti, kısacası tüm birikimi vardır. Dünyada yedi milyar insan varsa, yedi milyar da mercek vardır. Dolayısıyla hemen her konuda yedi milyar anlayış ve görüş ortaya çıkar. Birbirine yakın görüşler, fikirler, inanışlar aynı payda altında toplanır ve böylece belirli fikir, sanat, ideoloji, öğreti ve inanç kümeleri oluşur. Bunların her birisinde çok ince ayrıntılara girer, kişisel temellere kadar inersek her konuda yaklaşık yedi milyar adet olduklarını görürüz. Lisanımızı kullanarak her birini tüm yönleriyle ayrı ayrı ifade edebilmemiz imkansıza yakın zordur. Lisan hem hız hem de kapsam olarak daima düşüncenin peşinden gider. Dilin muhteşem beynin peşinden gitmesinden daha doğal ne olabilir? 

İnsan bazen merceğini kendi iç dünyasına doğru da yöneltmeli, içeriye doğru yolculuklar yapmalı ve kendisini tanımaya çalışmalıdır. Aynaya bakmalı, kendisiyle yüzleşmeli ve “Tekamül Basamakları” içerisinde ne konumda olduğunu sorgulamalıdır. 

Kişinin kendisine karşı dürüst olması çok zordur. Bu ağır bir yüktür. Ama insan yine de hakikatin peşinde koşmalı, onu aramalıdır. Harvard Üniversitesi’nin düsturu (motto) olan şu söz çok hoşuma gider: “Let Plato be your friend, and Aristotle, but more let your friend be truth” yani “İzin ver senin arkadaşın Platon olsun, Aristo olsun, fakat daha çok izin ver ki hakikat olsun.” 

Ne mutlu hakikati arayanlara…