İyi Kötü ve Nötr

Bir kişiye göre iyi olan şey diğer bir kişiye göre kötü olarak nitelendirilebilmektedir. Burada işin içine inançlar, felsefi görüşler, değer yargıları, yetişilen çevre, içinde yaşanılan toplum ve çıkarlar gibi pek çok faktör girmektedir. Oysa aklın rehberliğinde hareket edilebilse doğruya daha kolay ulaşılabilecektir. 

Salt akıl ile iyiyi kötüden ayırt etmek genellikle mümkündür. Immanuel Kant’dan esinlenerek şöyle düşünebiliriz. Bir şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar verebilmek için o şeyin tüm dünyaya ve “önümüzdeki yüzyıllarda, binyıllarda” uzaya da yayıldığını, evrensel hale geldiğini farz edelim. Evrensel hale gelen o şey sizin aklınıza ve sağduyunuza göre iyiyse, güzelse ve yararlıysa iyidir. Aksi takdirde kötüdür veya “nötr” bir durum söz konusudur. Evrensel hale gelen o şeyden herhangi bir varlık zarar görüyorsa o şey zaten kötüdür. Bu metodolojik yaklaşım ahlak kurallarının yerelden evrensele dönüşümünde anahtar rol oynayacak, çeşitli problemlerin çözümüne katkı sağlayacaktır. 

Bu bakış açısıyla yaklaştığımızda mesela cömertlik iyidir. Tüm dünyaya yaygınlaştığını düşünelim. Bir tek aç insan kalmazdı. Hırsızlık ise kötüdür. Tüm dünyaya yayılıp her yeri kaplasaydı, alın teriyle çalışıp kazananların emekleri uçar gider ve sonuçta hiç kimse üretmek istemezdi. 

İyi ve kötünün dışında öyle şeyler vardır ki yaygınlaşmaları ne faydalı ne de zararlıdır. Bunları iyi ve kötünün haricinde üçüncü bir kategori içinde değerlendirerek “nötr” durumlar diyebiliriz. “Nötr” durumlar kabul edilebilir şeylerdir. Mesela tercih edilen bir kılık kıyafet şekli veya yaşam tarzı marjinal durumlar dışında, yaygınlaştığında çevredeki varlıklara genellikle zarar vermez. Eğer gerçekten de fayda veya zararı yoksa bu “nötr” bir durumdur ve kabul edilebilir. 

“Nötr” bir durum karşısında bazen kişiden kişiye veya toplumdan topluma değişen farklı estetik değerlendirmeler, çeşitli kaygılar söz konusu olabilir. “Öğretimiz”deki “50 Erdem”inin içinde bulunan iyi huylu olmak, adil olmak, saf ve temiz olmak, asil tavırlı olmak, merhametli ve vicdanlı olmak, hoşgörülü olmak, orta yolu benimsemiş ve ılımlı olmak, barışsever olmak, kibar olmak, sağduyulu olmak, saygılı olmak, sabırlı olmak, hor görmemek ve ayıplamamak, zeki-akıllı ve aklını rehber edinmiş olmak, empati yapabilmek, bilgece düşünerek yargılamamak, temel hak ve özgürlükleri savunmak, evrensel değerlere önem vermek gibi erdemler benimsenirse “nötr” durumlarla ilgili estetik veya değişik daha pek çok kaygı kolayca aşılacaktır. Böyle bir yaklaşım hem yerel hem de evrensel barışa katkı sağlayacaktır. 

Herhangi bir yer ve zamanda ortaya çıkabilecek her durum iyi, kötü veya “nötr” diye üçe ayırdığımız kategorilerden birisine girecektir. Akıl yukarıda anlattığımız yöntemle kullanılırsa ayırım kolayca yapılabilecektir. Ancak gerektiği zaman kişi aklı ile birlikte kendi içine doğru yolculuk yaparak orada yanan doğal bir ışık olan “vicdanını” da devreye sokabilir. Vicdan aslında aklın bir şubesidir. Ayrıca “kutsal metinler” de bu konuda yardımcı olabilir.

Bu metodolojik düşünce tarzı çok yararlıdır. İyi veya kötünün haricinde üçüncü kategori olan “nötr” bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlaşılırsa buda bir sonuçtur. Çünkü “nötr” durumlar kabul edilebilir durumlardır. Ancak “nötr” durumlarla yetinilmemeli ve tüm varlıklar el ele vererek iyiliği arttırmak için beraberce çalışmalıdırlar.

Allah hoşgörülü olanları sever…