Boyun Fıtığı Nedir?

Boyun Fıtığı Nedir?

Omurgamızın boyun kısmı 7 adet omur kemiğinden oluşur. Bunlardan birinci ve ikinci omur kemikleri arası hariç diğer omur kemikleri arasında disk adını verdiğimiz çok özel anatomik yapılar bulunur. Boyun fıtığı, boynumuzdaki omur kemikleri arasında yer alan bu kıkırdak yapıların omurilik kanalına doğru taşması, fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Boyun fıtığı teşekkül ettikten sonra omurilik kanalının içinden geçen omuriliğe ve / veya omurilikten çıkan sinirlere bası yaparak kendini belli eder.

Boyun Fıtığı Nedenleri

Bel ve sırt fıtığında olduğu gibi boyun fıtığında da genetik miras önemli rol oynar. Bazı ailelerin bireylerinde diskleri oluşturan kıkırdak doku erken dejenere olur, diskteki sıvı oranı azalır ve mikro seviyede çatlaklar ortaya çıkar. Böyle kişilerde boyun fıtığı gelişimi için zemin adeta hazır haldedir ve bu bireyler boyun fıtığına kolayca yakalanabilirler. Boyun fıtığı aynı zamanda modern hayatın getirdiği bazı olumsuzluklar sonucunda görülme oranı artan bir rahatsızlıktır. Uzun süre bilgisayar karşısında hareketsizce oturarak çalışmak, kafa sabit pozisyonda uzun süre kitap veya gazete okumak, hareketsiz olarak televizyon seyretmek, televizyon izlerken koltukta uygunsuz şekilde uyuyup kalmak, öylece otururken veya tespih çekerken uyuklama sonucu kafanın kontrolsüz şekilde aniden öne düşmesi, uzun süre motorlu araç kullanılması, araç içinde bir yerde diğer bir yere süratle seyahat ederken ani fren yapılması ve bu esnada kafanın hızla ileriye gidip gelmesi, spordan uzak hareketsiz bir yaşantının benimsenmesi, başın uzun süre hiç kıpırdatılmadan aynı konumda tutulması, uyurken boynu rahatsız eden kaba ve uygunsuz yastıklarda yatılması, boyun ve omuz arasına telefon ahizesinin sıkıştırılarak konuşulması, sık ağırlık kaldırmak, yüzerken suya balıklama atlamak ve daha pek çok büyük veya küçük travmalar boyun fıtığına yol açan faktörlerdendir. Soğuk ortamlarda bulunmak, üzüntü ve stres boyun ağrısını artıran etmenlerdir.

Boyun Fıtığından Korunmak

Boyun fıtığına yakalanma riskini en aza indirmek için günlük yaşam esnasında boyun fıtığına sebep olabilecek faktörlerden uzak durmak gerekir. Uzun saatler boyunca bilgisayar ekranının karşısına geçerek hareketsizce çalışmak durumunda olan insanlar boyun fıtığı gelişimi açısından risk altındadırlar. Masa başında çalışırken ara sıra ayağa kalkıp dolaşmak gerekir. Ayrıca boyun egzersizleri iş yerinde de yapılabilir. Sağlıklı iken veya ağrısız dönemlerde devam edilecek egzersizler boyun fıtığına yakalanmayı engellemek ve varsa boyun fıtığının ilerlemesini önlemek açısından yararlıdır. Yürümek, spor yapmak ve özellikle yüzmek tavsiye edilir. Doğal ve uygun tarzda beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak gerekir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi boyun fıtığında da korunmak ve hastalığa yakalanmadan önce tedbirler almak çok daha önemlidir.

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığı olan hastada boyun ağrısı; kollarda ve ellerde ağrı, uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, çabuk yorulma; kol ve ellerdeki adalelerde erime görülebilir. Adale spazmı, boyun düzleşmesi veya boyunda eğiklik, boyun hareketlerinde kısıtlılık, baş dönmesi, bulantı, kulak çınlaması boyun fıtığında rastlanan belirtilerdendir. Boyun ağrısı kafa arkasına, omuzlara, iki kürek kemiği arasına, göğse ve kalbe doğru yayılabilir. Belirtiler tek veya çift taraflı olabilir.İlerlemiş boyun fıtığı bazen bacaklara giden sinir elemanlarını da sıkıştırarak yürüme bozukluğu yapabilir. Bazen boyun ve kol ağrısı o kadar şiddetlidir ki hastayı uyutmaz. Boyun fıtığı zamanında tedavi edilmezse klinik tablo her iki kol ve her iki bacakta felç oluşumuna kadar gidebilir. Tüm vücudu kapsayan duyu kaybı, idrar ve büyük abdestini kaçırma veya yapamama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Boyunda spinal stenoz dediğimiz omurilik kanal darlığı yani dar omurga kanalı da boyun fıtığı ile benzer belirtiler gösterebilir. Bazen boyun bölgesi tümörleri, sırt fıtığı, sırtta dar kanal ve sırt tümörü ağrısı ile boyun fıtığı ağrısı birbirine karışabilir. Teşhiste buna dikkat etmek ve bu hastalıkları birbirinden ayırt etmek çok önemlidir. Çünkü tedavi buna göre değişecektir.

Boyun Fıtığının Teşhisi

Öncelikle hastanın hikayesi iyi dinlenmelidir. Muayenede kuvvet kaybı, his kaybı veya refleks değişiklikleri varsa bunlar önemle dikkate alınmalıdır. İyi bir muayeneden sonra manyetik rezonans görüntüleme yöntemi ile teşhis genellikle konur. Kapalı alanlardan korkan hastalar için açık manyetik rezonans cihazları kullanılabilir. Bilgisayarlı tomografi, direkt grafiler, elektromiyografi (EMG) ve diğer bazı yöntemler ayırıcı teşhiste gerekebilir. Bu tetkikler neticesinde bazı hastalarda boyunda kireçlenme ve boyun bölgesinde omurilik kanal darlığı yani spinal stenoz görülebilir. Boyunda dar kanal veya omurga kanal darlığı tabir edilen bu hastalığı boyun fıtığından ayırt etmek gerekir. Ayrıca boyun bölgesi tümörleri, sırt fıtığı, sırtta dar kanal, sırt tümörleri ve diğer hastalıklar ayırıcı teşhiste göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü tedavileri birbirinden farklıdır.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Bel ve sırt fıtığı tedavisinde olduğu gibi boyun fıtığı tedavisinde de hastanın durumu uygunsa öncelikle konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemler denenmelidir. İstirahat, ilaç, kısa süreli boyunluk kullanılması, fizik tedavi ve benzer tarzdaki uygulamalar öncelikli olarak düşünülmelidir. Ancak uzman doktor ameliyat kararı vermiş ise bunu da geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir.

Boyun Fıtığı Olan Hangi Hastalar Ameliyat Edilmelidir?

Boyun fıtığı teşhisi konan bir hastada sadece şiddetli boyun ağrısı ve kol ağrısı bulunması o hastanın mutlak ameliyatlık bir hasta olduğunu göstermez. Ancak beraberinde his kaybı ve kuvvet kaybı da varsa ameliyatı düşünmek gerekir. Özellikle kuvvet kaybı varsa ve bu kuvvet kaybı kötüye doğru gidiyorsa o hastanın durumu kendisine etraflıca izah edilmeli, ameliyat olmasının gerektiği anlatılmalıdır. Bir de boyun ve kol ağrısı çok şiddetli olan, bu yüzden yaşam kalitesi uzun süre çok düşük seyreden ve cerrahi dışı metotlarla bir türlü iyileşmeyen hastalar vardır. Dayanılmaz, inatçı bir ağrıya sahip bu hastalar da ameliyata adaydırlar. Böyle hastalara bulundukları konum ayrıntılı bir şekilde anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır. El, kol veya omuz adalelerinde erime (atrofi) olan hastalarda da ameliyat düşünülebilir. Boyun fıtığı bulunan bir hastada her iki kol ve her iki bacakta beraberce uyuşma, güçsüzlük, felce doğru gidiş, tüm vücudu kapsayan duyu kaybı, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması gibi belirtiler varsa bu acil bir durumdur. Böyle bir hastada dakikaların bile önemi vardır. Gece yarısında dahi olsa acilen ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Boyun fıtığı bu derece ilerlemiş hastalarda bazen ameliyata rağmen dönüşü olmayan durumlar ortaya çıkabilir. En iyisi zamanında sağduyulu bir karar verilerek gereken yapılmalı ve bütün bu olumsuz koşulların ortaya çıkması önlenmelidir.

Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı ameliyatı ön taraftan (anterior girişim) veya arka taraftan (posterior girişim) tarzında yapılabilir. Burada cerrah her hastayı ayrı ayrı değerlendirmeli ve tecrübesini de işin içine katarak kararını vermelidir. Boyun fıtığı ameliyatı sırasında da önemli olan öncelikle hastaya zarar vermemektir. Bunun için ameliyatı yapacak olan doktor her türlü tedbiri almalıdır. Ciltten itibaren mikroteknik ile çalışmak ameliyatın emniyetini artırır. Boyun fıtığı ameliyatında mikroteknik kullanılırken sinir elemanları yakınında çok ince ve kibar cerrahi aletlerle işlem yapılmalıdır. Uygun seçilmiş hasta, uygun cerrahi aletler, uygun teknik, uygun ekip ve tecrübeli bir cerrah başarı şansını yükselten faktörlerdir. Bu günün hastaları düne göre daha şanslıdırlar. Mikroteknik ile emniyetli bir şekilde ameliyat ettiğimiz boyun fıtığı hastaları aynı gün ayağa kalkıp yürüyebilmekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar.

Ameliyatın Sonucu

Boyun fıtığı ameliyatı tecrübe ve titizlik gerektiren özel bir ameliyattır. Bazı hususlara dikkat edilirse sonuçlar genellikle yüz güldürücüdür. Boyun fıtığı hastası ameliyat edilirken yemek borusu, soluk borusu, şah damarı, lenf kanalı, omurilik ve sinir elemanları gibi çok sayıda hassas anatomik yapının çevresinde çalışılmaktadır. Onun için cerrahın tecrübeli olması ve ciltten itibaren mikroteknik kullanarak çalışması önemlidir. Bir boyun fıtığı ameliyatını komplikasyonsuz, başarılı bir şekilde sona erdiren cerrahın emeği yeryüzündeki en büyük pırlantadan daha kıymetlidir. Yapılan işin değerinin maddi bir karşılığı yoktur. Böyle doktorlar ısrarla aranmalıdır. Başarılı bir şekilde çok sayıda ameliyat yapan ileri derecede tecrübeli bir cerrahın ameliyatlarında bile risk yüzde sıfır değildir ve operasyon sonrası hastada nadiren geçici kuvvet kayıpları görülmesi, ufak tefek bazı komplikasyonların ortaya çıkması tıpta rastlanan olaylardandır. Tıp bilimi de insanlık gibi sürekli iyiye doğru gidiyor. Biz cerrahlar ne kadar kibar çalışırsak çalışalım neticede hastaya bir şekilde girişim yapıyor, dokunuyoruz. Yani bütün bunlar sonuçta invaziv yöntemlerdir. “Geleceğin bel fıtığı cerrahisi” konusunda teknik detaylarını anlattığım gibi geleceğin boyun fıtığı cerrahisinde de hastaya dokunulmayacak, yöntemler non-invaziv olacaktır. Gelecekte insanları çok daha güzel günler beklemektedir.

Geleceğin Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı ameliyatı değişik teknikler kullanılarak yapılabilir. Kullanılan klasik cerrahi yöntemin yanında mikroteknik ve ciltten müdahale şeklinde (perkütan ) uygulanan çeşitli teknikler vardır. Ancak günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarında uyguladığımız mikroteknik için altın standarttır diyebiliriz. Ciltten itibaren mikroteknik ile çalışmak ameliyatın emniyetini artırır. Boyun fıtığı ameliyatında mikroteknik kullanılırken sinir elemanlarının yakınında çok ince ve kibar cerrahi aletlerle işlem yapılması gerekir. Uygun seçilmiş hasta, uygun cerrahi aletler, uygun teknik, uygun ekip ve tecrübeli bir cerrah başarı şansını yükselten faktörlerdir.

Bütün bu gelişmelere rağmen biz cerrahlar ne kadar kibar çalışırsak çalışalım neticede hastaya bir şekilde girişim yapıyor, dokunuyoruz. Yani bütün bunlar sonuçta invaziv yöntemlerdir. Geleceğin boyun fıtığı ameliyatlarında hastaya dokunulmayacak, yöntemler non-invaziv olacaktır.

Hasta sırt üstü yatar pozisyonda rahatça uzanacak ve vücudu bir daha yer değiştirmeyecek tarzda fikse edilecektir. Sonra vücudu uzayda üç boyutlu olarak milyarlarca, trilyonlarca parça şeklinde, bilgisayar tarafından otomatik olarak numaralanacaktır. Böylece insan, kafasındaki saç kılından ayakuçlarındaki tırnaklara kadar, küp veya küre şeklinde, küçücük trilyonlarca numaralanmış parçadan ibaret olarak karşımızda duracaktır.

Bu konumlandırma içerisinde normal ve hastalıklı dokuların uzayda kapladığı hacmi oluşturan trilyonlarca “nanometrik veya daha küçük ölçekteki volümlerin” her birinin kendine özgü birer numarası olacaktır. Daha sonra hastalığı oluşturan fıtıklaşmış disk dokusuna ait numaralar tespit edilecek ve bir tuşa basılarak anında ortamdan kaldırılacaktır.

Bu işlem o kadar küçük birimlere kadar indirgenip o derece incelikli hale getirilecektir ki, zamanla atom ve atomaltı parçacıklara kadar işlem yapmak mümkün olabilecektir.

Geliştirilecek teknoloji ve uygulanacak yöntem sadece boyun fıtığı ve benzeri hastalıklar için değil tıbbın diğer alanlarında da kullanılacaktır. Özellikle tümörlerin ve daha pek çok hastalığın tedavisinde işe yarayacaktır. İnsanlık yavaş da olsa sürekli iyiye doğru gitmektedir. Akıllı davranırlarsa, gelecekte insanları çok daha güzel günler beklemektedir.