Bel Fıtığı Tedavisi ve Korunma Yöntemleri

Bel Fıtığının Önemi

Sağlık, insanın sahip olabileceği en önemli ikinci nimettir. Bilinç ve akıl ise birinci nimettir. Dünya hayatında, bilinç ve akıl sağlığı için genel vücut sağlığının da (beyin sağlığı dahil) yerinde olması gerektiği düşünülürse, o zaman sağlık dünya hayatında birinci en önemli nimet olmaktadır. Bel sağlığının ise genel sağlık kavramı içerisinde özel bir konumu vardır.

Günlük hekimlik pratiğimiz esnasında bel fıtığına yakalanmış binlerce hasta ile karşılaşmaktayız. Bunların bir kısmında ağrı belde iken diğer bir kısmında bacak ağrısı ön plana çıkmaktadır. Bu hastalar, bazen haftalar hatta aylarca yatağa bağlı kalmakta, iş hayatları altüst olmakta, aile ve sosyal yaşantıları da bu olaydan ciddi şekilde etkilenebilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda yapılan araştırmalar, bel rahatsızlığı nedeniyle iş günü ve iş gücü kayıplarının ülke ekonomisine getirdiği yükün çok yüksek miktarda olduğunu göstermektedir. Türkiye’de de bel rahatsızlığının faturası ülke çapında mutlaka büyük olmaktadır.

Bel fıtığı bazen çok ağrılı seyredebilmektedir. Bazı hastalarda ağrı o kadar şiddetlidir ki, karşımıza geldiğinde “N’olur doktor bey, şu bacağımı kes de bu ağrıdan kurtulayım!” diyenler vardır.

Diğer taraftan insanlarımız hastalıkları konusunda genellikle bilinçsiz davranmaktadırlar. Konunun uzmanı doktorlara müracaat etmek yerine kulaktan dolma bilgilere dayanan rastgele birtakım yöntemlere başvurmakta, hatta kendilerine zarar bile verebilmektedirler. Karşımıza geldiklerinde belini birtakım maddelerle tamamen yaktırmış veya cildini ciddi şekilde kestirmiş insanlar görmekteyiz.

Basit bir tedavi ile iyileşmesi mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş, daha da kötüsü ameliyata bile yetişemeden felç kalmış hastalar vardır.

Bütün bunlara karşılık günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte, teşhis ve tedavi metodları hızla gelişmektedir. Bizlere gecikmeden ulaşan hastaların büyük bölümü konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı metodlarla iyileşebilmektedir. Az bir kısmında ise ameliyat gerekmektedir. Bu hastalara zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hastayı ömür boyu rahat ettirebilmektedir.

Bütün bu imkânlara rağmen tabii ki en iyisi hastalığa hiç yakalanmamaktır. Bu yüzden kişi sağlığının kıymetini önceden idrak etmeli, gerekli tedbirler hastalığa yakalanmadan önce alınmalıdır. Koruyucu hekimlik üzerinde önemle durulmalı, hatta bu bir devlet politikası haline getirilmelidir.

İhtisas ve ilgi alanımız olması bakımından bel sağlığı konusunda uzun yılları kapsayan tecrübelerimizi özet halinde sunmak üzere bu siteyi hazırladık ve kitabımızdaki bilgileri buraya aktardık. Bu esnada basit ve insanların kolayca anlayabileceği sade bir dil ve anlatım tarzı kullanmaya gayret ettik. Her biri altın değerinde olan tavsiyelerimizi ilgili bölümde sıraladık. Çünkü hikâyesinde bel fıtığı ya da başka nedene bağlı bel rahatsızlığı bulunan bir hasta -operasyon geçirmiş olsun veya olmasın- günlük hayatında yapması ve yapmaması gereken hareketleri bilmek zorundadır. Bu öğütlerimizi herkes bizzat öğrenmeli ve günlük hayat pratiğinde harfiyen uygulamalıdır.

 

Bel Fıtığı Nedir? 

Bel fıtığı önemli bir hastalıktır. Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. 
Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder .
Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar. 

 

Omur kemiklerine yandan bakışta normal disk ve omurilik kanalının içine fıtıklaşmış disk görülmektedir.

 

Manyetik rezonans fotoğrafında gelişmiş bir bel fıtığı ok ile gösterilmektedir.

 


Bel fıtığı gelişirken şekil A’da görüldüğü gibi anulus fibrozus dış liflerinin 
bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise 
buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Ancak şekil B’deki gibi
anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki 
materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı dışarıya çıkmış
(uncontained) disk adı verilir.

 


Bel fıtığının gelişimi ve değişik tipleri izlenmektedir. Nadiren rastladığımız dura içine fıtıklaşma disk materyalinin dura denen kalın zarı delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin posteriorlongitudinal ligament, peridural membran ve sinir köküyle olan ilişkisininşekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz,transmembranöz veya intraradiküler olarak adlandırılır. Ayrıca ekstrüzyonveya sekestrasyon tarzında fıtıklaşmalarda disk materyali kafa veya kuyruksokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı ekstürüde bel fıtığından, kranial / kaudal yönde göç etmiş sekestre bel fıtığından veya göç etmemiş sekestre bel fıtığından söz edilebilir.

 

 

Bel fıtığı patlaması nedir?

Halkın “Bel Fıtığı Patlaması” dediği durum diskin iç kısmında bulunan yumuşak materyalin dış kısımdaki sert kapsülü yırtarak dışarıya taşmasıdır. Taşan materyal omurilik veya sinirlere baskı yaparak ağrı ve diğer belirtilere neden olur.

 

Bel Fıtığı Neden ve Nasıl Oluşur?

Bel fıtığı oluşumuna neden olan çok sayıda faktör vardır. Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir. Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder. Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir.

Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı, diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır. Böyle bir durumda bel fıtığının nasıl kolayca teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir. 

 

1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

 
 

2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olur. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

 
 
 

3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

 
 
 

4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.

 
 

Omurgaya yandan baktığımızda (sagital plan) fıtıklaşan ve 

yer değiştiren disk materyalinin farklı yerleşimleri görülmektedir.

 

 
Bel fıtığının yatay (horizontal) planda değişik yerleşimleri görülmektedir.
Fıtıklaşan disk, omurilik kanalına doğru ilerleyebileceği gibi (B, C, D), omurilik kanalını terkeden sinirlerin içerisinden geçtiği yanlardaki foramen denilen delikler yönünde de gelişme gösterebilir (E). Hatta foramenlerin dışına kadar da uzanabilir (F).

 

Bel Fıtığında Risk Faktörleri ve Riskli Pozisyonlar Nelerdir?

Genetik miras, hareketsiz bir yaşam tarzını benimsemek, obezite, sigara içmek, meslek ile ilgili faktörler, günlük yaşam esnasında omurga biyomekaniğine uygun olmayan pozisyonlarda bulunmak ve yanlış bazı hareketler yapmak bel fıtığı oluşma riskini artıran faktörlerdir.

Günlük aktivitelerimiz esnasında vücudumuzun dikey veya yatay konumda aldığı çeşitli pozisyonlar ve beraberinde ortaya konan faaliyetin şekli bel fıtığına yakalanma riskini önemli oranda artırır veya azaltır.

İnsanın dikey pozisyonda bulunması omurganın alt kısımlarını önemli miktarda basınç altında bırakır. Çünkü bu kısmın yukarısında yer alan tüm vücut ağırlığı birkaç santimetre karelik dar bir omur parçası üzerine biner ve bu küçük kısım tarafından taşınır. Buna karşılık vücudun dik değil de desteksiz bir tarzda eğik pozisyona gelmesi, yani düşey olarak orta hattan sapması beldeki omurlar üzerine binen yükü, yani basıncı bariz şekilde daha fazla artırır.

Yapılan bilimsel araştırmalarda beldeki diskin içerisine basınç ölçebilen bir cihazla girilmiş ve çeşitli vücut pozisyonlarının diskteki basıncı ne şekilde etkilediği araştırılmıştır. Görülmüştür ki, burada bele en az yükün bindiği pozisyon, kişinin sırt üstü yattığı ve bacaklarının altını bir cisimle destekleyerek hafifçe yükselttiği pozisyondur. Ayrıca sandalyede desteksiz otururken bele binen yük, ayakta dik olarak dururken bele binen yükten daha fazladır.

Halbuki insanlar bunun tam tersinin doğru olduğunu zannederler. Neticede ayakta dik pozisyonda dururken bele binen yükün gerçekte daha az, otururken daha fazla olduğu bilinmelidir. Bu pozisyondan daha kötüsü, yani belde bulunan disklerdeki basıncı daha da artıran durum, sandalyede otururken öne doğru eğilerek yerden bir cismi almaktır. En kötüsü ise ayakta dururken öne doğru eğilerek dizler düz konumda yerdeki bir ağırlığı kaldırmaktır. Bu durumda kaldırılan ağırlığın miktarı arttıkça bel fıtığına yakalanma riski de giderek artacaktır.

Oturur pozisyonda iken kişi arkasına bir destek koyarsa veya oturduğu sandalyenin arka kısmını geriye doğru tedrici olarak yatırmaya başlarsa, bele binen yük giderek azalacak ve bel bu durumda çok daha rahatlamış olacaktır. 

Öksürmek, gerinmek veya kahkaha ile gülmek ise belde yer alan disklerdeki basıncı bariz şekilde artırır. Şikâyetleri bir öksürmeyi takiben başlayan pekçok hasta ile karşılaşmaktayız.

Sağlıklı bir bele sahip olmak için günlük yaşantımızda riskli pozisyonlardan daima uzak durmalıyız.



             






Yukarıda çizimleri görülen çeşitli vücut pozisyonlarında bele binen yük 1’den 8’e kadar numaralanmış ve en azdan çoğa doğru artarak sıralanmıştır.

 

Daha önce bel rahatsızlığı geçirmiş kişilerin yüksekten atlamalarını asla önermeyiz.

 

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığı bulunan hastalarda bel ve bacak ağrısı en belirgin şikâyettir. Fakat bazen bel veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa doğru çarpılması gözlemlenebilir. Ağrıyla birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma, hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı ve incelme (atrofi) görülebilir. Sinirlere genişçe basan fıtıklarda cinsel fonksiyonlar olumsuz etkilenebilir.

Bazen orta hattan omurilik kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında ağrının yanında idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi rahatsızlıklar ile bacaklarda felce doğru gidiş, süvari yaması tarzında (oturak civarında) duyu kaybı ve cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu klinik tabloya kauda ekuina sendromu adı verilir. Omurilik kanalı dar olan hastalarda küçük orta hat fıtıkları bile benzer şikayetlere yol açabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi gerçekleştirilmelidir. 

Bel fıtığında bel ve bacak ağrısı öksürmekle, yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.

Gelişmiş bir bel fıtığı sinir kökünü sıkıştırdığı için hasta ağrısını 
azaltmak üzere vücudunu yana doğru eğmektedir.

 

Nadiren de olsa, ani ilerleyen böyle büyük hacimli orta hat bel fıtıklarında 
ağrıyla birlikte bacaklarda felç gelişebilir. Hasta idrar ve büyük abdestini 
altına kaçırabilir. Oturak civarında eyer tarzında duyu kaybı oluşabilir. 
Cinsel fonksiyonlar kaybolabilir (kauda ekuina sendromu).


 

Bel Fıtığının Ters Tarafta Olması

Bel fıtığı bulunan hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısı, his kaybı, kuvvet kaybı gibi belirti ve bulgular genellikle fıtığın olduğu tarafta görülür. Fakat bazı hastalar vardır ki, bel fıtığı bir tarafta olduğu halde şikâyetleri karşı taraftadır. Meselâ, yapılan tetkikler neticesinde diskin sağ tarafa doğru fıtıklaştığı net olarak tesbit edilir fakat hastanın ağrı, uyuşma, his kaybı gibi belirti ve bulguları sol bacağındadır. Tabi ki, bunun tersi de sözkonusu olabilir. 

Böyle bir klinik tablo yine sinir elemanlarının sıkışması sonucu ortaya çıkar. Disk sağ veya sol taraftan kanala doğru taşarak sinirleri itmekte ve karşı tarafta sıkıştırmaktadır. Fıtıklaşan diskin karşı tarafındaki faset eklemi normalden büyükse veya karşı taraftaki kemik yapının yüzeyinde düzensizlikler varsa sinirler o tarafta daha kolay basıya maruz kalmaktadır (Şekil C ve D). Böylece hastanın şikâyetleri karşı tarafta ortaya çıkmaktadır. Ancak doktor, tedavisini fıtıklaşan diske göre planlamakta ve operasyon sözkonusu ise bunu fıtıklaşan taraftan gerçekleştirmektedir. Neticede fıtıklaşan disk boşaltıldığında hastanın karşı tarafta olan şikâyetleri de sona ermektedir.

Bel fıtığının ters tarafta bulunmasına günlük hekimlik pratiğimiz esnasında çok nadir rastlamaktayız. Konunun bilimsel izahı mümkün olduğundan karşılaştığımız tablo biz doktorları hiç şaşırtmamakta ve yaptığımız açıklamalar neticesinde hasta da ağrısının ve diğer şikayetlerinin manyetik rezonans ve/veya bilgisayarlı tomografi raporuna göre neden ters tarafta olduğunu öğrenip endişeden kurtulmaktadır. 

Şekil A’da fıtıklaşan disk ve hastanın şikayetleri aynı taraftadır. Şekil B’de ise 
fıtıklaşan disk solda, hastanın şikayetleri sağdadır. Şekil C’de fıtıklaşan 
diskin karşı tarafındaki faset eklemi normalden daha büyüktür (hipertrofik). 
Şekil D’de karşı taraftaki kemik yapıda düzensizlik görülmektedir. Böylece 
sinir elemanları karşı tarafta daha kolay sıkışmaktadır (Şekil C ve D).

 

Bel Fıtığı Kimlerde Görülür?

Bel fıtığı çok sık görülen bir hastalıktır. Toplumun çeşitli kesimlerinde bel rahatsızlığı o kadar yaygındır ki, birçok ülkede yapılan istatistiklere göre doktora müracaat nedeni olarak bel ağrısı soğuk algınlığından sonra ikinci sırayı almaktadır. İnsanların yaklaşık % 80’i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısı ile karşılaşmaktadırlar.

Bel rahatsızlığına her yaş grubunda rastlamak mümkündür, fakat bel fıtığı orta yaşlarda daha sık görülür. Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, mücadele sporları, bilinçsiz spor yapmak, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, huzursuz bir ortamda ve stres içinde yaşama, sigara ve alkol kullanma, uzun süre otomobil sürme, bedensel faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür. Bu risk faktörleri bir insanın günlük yaşantısında ne kadar çoksa o kişinin bel fıtığına yakalanma ihtimali de o kadar yüksektir. Hele bir de genetik olarak yatkınlık varsa bel fıtığıyla tanışmak sürpriz sayılmamalıdır.

Uygun olmayan sandalyelerin üzerinde her gün saatlerce süren bir ofis hayatına mahkûm insanlar bel fıtığının müstakbel adaylarıdırlar. 

Bel fıtığı orta yaşlı insanlarda daha sık görülür.

 

Bel Fıtığında Hastalığa Yanlış Yaklaşımlar

Sağlığın kıymetini onu kaybetmeden önce bilmek gerekir. İnsanların büyük bir kısmı hastalıkları konusunda maalesef yeterli bilince sahip değiller. Ağrı içinde kıvranırken doktora gitmeyi tercih etmiyorlar da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakım yöntemlere başvuruyorlar. Beline bal, incir, balık bağlatan hastalardan tutun da, cildini tehlikeli şekilde kestiren, yaktıran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren hastalara kadar yüzlerce bilim dışı uygulamaya şahit olmaktayız. 
Hatta ağrısı geçsin diye belinden iğne ile iplik geçirten hastalara bile rastlamaktayız. 

Halbuki, bel fıtığı tek çeşit değildir ve hastalığın değişik safhalarında farklı tedavi metodlarını uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyileşmesi mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş hastalarla sık sık karşılaşmaktayız.

Bu konu ciddi bir problemdir. Ancak problemin çözümünde başta biz doktorlar olmak üzere herkese önemli görevler düşmektedir. Eğitim kurumları ve medyanın halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi noktasında daha aktif bir tavır ortaya koyması gerekmektedir. 

 

 

 

 

Teşhis ve tedavi metodlarının dev adımlarla ilerlediği yirmibirinci yüzyılda, 

tıbbi tedaviye müracaat etmek yerine belden iğne ile iplik geçirtmek gibi bilim

dışı yöntemlere başvurulduğunu görmek büyük bir çelişki oluşturmaktadır.

 

Böylesine büyük bir bel fıtığı bulunan hasta bilim dışı yöntemlerle zaman
kaybederse bazen dönüşü olmayan bozukluklar ortaya çıkabilir.

 

 

Bel Fıtığından Nasıl Korunulur?

Bilimsel gelişmeler birbirini izlemekte ve günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte, birçok hastalığın çaresi bulunmaktadır. Buna rağmen diğer bütün hastalıklarda olduğu gibi bel fıtığına yakalanmamak da en iyisidir. Yani tedbirler hastalıkla karşılaşmadan önce alınmalıdır. Maalesef insanlar sağlık gibi önemli bir nimetin kıymetini ancak onu kaybettiklerinde anlamaktadırlar. Fakat sağlık bir kez kaybedildiğinde tekrar kazanılması çok zor olmakta, bazen de bu mümkün olamamaktadır. Öyleyse sağlığımızın kıymetini hastalanmadan önce bilmeliyiz.
Bel sağlığını korumak için kişi hiçbir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamalı, kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak yani çömelerek cismi yerden almalıdır. Belden eğilerek kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalıdır. Meselâ, telefon çaldığında veya raftan kitap alırken uzanmamalıdır. Daima cisimlere yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın almalıdır. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmalıdır. Hareketli bir hayat tarzını benimsemek yararlıdır.

 

Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?

Bel ve bacak ağrısı bel fıtığının en sık görülen belirtileridir. Ancak bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak ağrısı bulunan her hastaya “Mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden pek çok hastalık vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide başarıya giden yol herşeyden önce doğru teşhisten geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikâyetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir.

Bel ağrısının araştırılmasında düz röntgen filmlerinin önemi günümüzde azalmıştır. Hastanın radyasyona maruz kalmasına yol açan bu teknik ancak belirli durumlarda tercih edilmektedir. Belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten sonra film çekilmesi tekniği (myelografi) de giderek daha az kullanılmaktadır. Çünkü günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlemiş ve artık hastanın belinden iğne yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Aslında noniyonik kontrast maddelerin kullanım alanına girmesi iğne tekniğinin yan etkilerini hayli azaltmıştır. Fakat buna rağmen bizzat iğne tekniğinin kendi yan etkileri olabildiğinden dolayı myelografiden mümkün mertebe uzak durmakta yarar vardır. Bunun yerine güçlü manyetik rezonans cihazları tercih edilmelidir. 

Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da fikir vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.

Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genellikle de manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.

Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve çeşitli planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı giderek daha da öne çıkarmaktadır.

Ancak kemik dokusuyla ilgili patolojilerde bilgisayarlı tomografinin daha iyi görüntü sağladığı gözönüne alınarak bazı durumlarda her iki teşhis metodu beraberce kullanılabilir. 

Manyetik rezonansın bu kadar yararlı bir yöntem olmasına karşılık elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi büyük bir tecrübe ister. Yanlış yorumlar, yanlış tedavi şekillerine yol açar. Sıklıkla rastladığımız hafif disk bombeleşmesi bel fıtığı olarak yorumlanırsa, tedavinin şekli tamamen değişik bir yöne doğru gidebilecektir.

Özellikle ameliyat sonrası dönemde gerçekleştirilen çekimlerden elde edilen görüntülerin yorumlanması tecrübe gerektirir. Muayene bulguları ile tetkiklerden elde edilen neticeler beraberce kılı kırk yararcasına hassas bir tarzda değerlendirilecek ve net bir teşhise vardıktan sonra tedaviye geçilecektir. Manyetik rezonans tetkikinde bel fıtığı görüldü diye ameliyat kararı vermek bazen yanıltıcı olabilir. Elde edilen görüntüler mutlaka klinik bulgularla desteklenmeli, aralarında uyum aranmalıdır. Uyum yoksa bu durum izah edilmelidir.

Bazen bel fıtığı ile hayati önem arzeden diğer birtakım hastalıkların ayırıcı teşhisini yapabilmek için kemik sintigrafisi gerekebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bel fıtığı ile bel kayması insanlar tarafından sık sık karıştırılmaktadır.
Yukarıda L5 kemiğinin S1’in üzerinden öne doğru kayması görülmektedir.
 

Kemiklerin kuvvet ve yoğunluğu hakkında fikir edinmek ve osteoporoz teşhisini kesinleştirmek amacıyla kemik yoğunluk ölçümlerine de başvurulabilir.

Ayırıcı teşhis için kan ve idrar incelemeleri yapılabilir.

Neticede yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada bulunduğu net bir şekilde ortaya konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması yeterli değildir. Hastalığın safhasını da tesbit etmek gerekir. Çünkü tedavinin şekli buna göre değişecektir.

Bazı hastalar dar mekânlara girdiklerinde büyük sıkıntı çekmekte ve rahatsız olmaktadırlar. Bu kişiler için açık tip manyetik rezonans cihazları geliştirilmiştir. Ayrıca klasik tipteki cihazlarda da gerekli tedbirler alınarak bu hastaların tetkikleri yapılabilmektedir.

Günümüzde teknoloji o kadar ilerlemiştir ki, yeni geliştirilen bazı açık tip manyetik rezonans cihazlarında vücudun dik durduğu pozisyonlarda bile çekimler gerçekleştirilebilmekte ve böylece hasta hakkında ilave veriler elde edilebilmektedir.

 

 

 

 

 

 

Manyetik rezonans görüntüleme metodu ile teşhiste büyük bir aşama kaydedilmiştir.

 

Bacak Ağrısı

Bacak ağrısı yapan nedenler arasında bel fıtığı ve beldeki diğer hastalıklar önemli bir yer tutar. Omurilik kanalından geçerek bacağa doğru uzanan sinirler çeşitli nedenlerle bel bölgesinde sıkışınca veya bası altında kalınca bacak ağrısı ortaya çıkabilir. Hastalığın durumuna göre bacak ağrısı bir veya iki bacakta olabilir. Bel fıtığı haricinde bacak ağrısı yapan pek çok hastalık vardır. Ayırıcı tanı çok iyi yapılmalıdır. Çünkü tedavi buna göre değişecektir. Tedavinin başarısı öncelikle buna bağlıdır.

 

Bel ve Bacak Ağrısı

Bel ve bacak ağrısı belirtileri ile seyreden çok sayıda hastalık mevcuttur. Bu nedenle her bel ve bacak ağrısı bulunan hastaya hemen bel fıtığı teşhisi koymamak gerekir. Yani her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı demek değildir. Hastanın hikayesi çok iyi dinlenmeli, muayenesi dikkatlice yapılmalı, gerekli tetkik ve tahliller istenerek net bir teşhis konmalıdır.

 

Bel ve Bacak Ağrısının Diğer Nedenleri

Bel ve bacak ağrısına neden olan bel fıtığı haricinde çok sayıda hastalık vardır. Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan hastaların en çok yanıldıkları konulardan birisi de bu şikâyetlerini hemen bel fıtığına bağlamalarıdır. Halbuki bel fıtığı bu tarz ağrıları yapan pek çok nedenden sadece bir tanesidir. Fikir vermesi bakımından diğerlerine de kısaca değineceğiz.

Travma, bel ve/veya bacak ağrısına yol açan önemli sebeplerdendir. Travmanın şiddetine göre zedelenme yüzeyel dokularda kalabileceği gibi derine, omur kemikleri ve sinir elemanlarına kadar da ilerleyebilir. Bunların çoğu zorlanma, burkulma ve incinme tarzında hafif travmalar veya aşırı egzersize bağlı ağrılar olup şikâyetler ilaç ve istirahat tedavisi ile genelde bir hafta içinde geçer. Ancak omur kemiklerinde kırık ve/veya kaymaya yol açan daha ciddi travmaların tedavisi doğal olarak farklıdır. 

Doğuştan gelen birtakım yapısal bozukluklar ve omurgadaki şekil bozuklukları da benzer şikâyetlere yol açabilir. Bunların bir kısmı ciltte belirti verirken diğer bir kısmında dışarıdan bakınca herhangi bir anormallik gözlenmez. Muayenenin tamamen normal olabildiği bu tip vakalarda teşhis görüntüleme yöntemleriyle konur.

Omurgadaki dejeneratif değişiklikler genellikle yaşlanmaya bağlı ortaya çıkarken bazı kişilerde meslek ve genetik yapı da önemli rol oynar. Yaşlanma sonucu disk ve bağlarda oluşan aşınma, yırtılma, deformasyon ağrı yapabilir. Hastanın şişman olması dezavantajdır. Bazen eklemlerin kalınlaşması, kireçlenme ve diskin dejenerasyonu ilerleyerek sinir elemanlarının geçtiği kanal ve delikleri daraltır. Bu da ciddi şikâyetlere neden olabilir.

Halkımızın “bel kayması” dediği spondilolistezis yine benzer şikâyetlere yol açabilir. 

Sinir dokusunun bizzat kendisini ilgilendiren dejeneratif hastalıklar da gözardı edilmemelidir.

Çeşitli romatizmal rahatsızlıklar önemli bir grubu oluşturur. Hastanın hikâyesinin teferruatlı olarak alınması ve gerekli tetkiklerin yaptırılması yol göstericidir. 

İltihabî hastalıklar da unutulmamalıdır. Beldeki kemiklerin iltihabı sözkonusu olabileceği gibi lezyon disk mesafesinde, zarlarda veya diğer yumuşak dokularda da bulunabilir. Bazen omur kemiklerinin tüberkülozunda görüldüğü gibi iltihap hem kemiği hem de yumuşak dokuları tutmuştur. Brusella gibi enfeksiyon hastalıkları yine benzer şikâyetlere yol açabilir. Çok nadir olarak bu bölgede mantarlara ve paraziter hastalıklara da rastlanabilir. 

Damarları ilgilendiren bazı hastalıklarda benzer ağrılar bulunabilir. Vücudun en büyük atardamarı olan aortun karın boşluğundaki bölümünün veya aorttan ayrılan diğer damarların balonlaşması, öteki damarlara ait yapı ve şekil bozuklukları buna neden olabilir. 

İç organlara ait rahatsızlıklar da dikkate alınmalıdır. Pankreas, karaciğer, safra kesesi, kalp iç zarı, bağırsakların ve böbreklerin iltihabı; mesane, prostat, yumurtalık, rahim ve alt karın boşluğundaki diğer organların hastalıkları; böbrek taşı, ülser ayırıcı teşhiste gözönünde bulundurulmalıdır.

 
 
Ciddi travmalar omur kemiklerinde kırılmalara neden olabilir. Yukarıdaki
şekilde L2 omur kemiğinin gövdesindeki kırık izlenmektedir.
 
 
Bel ve/veya bacak ağrısı dendiğinde insanların en çok korktuğu hastalıkların başında tümörler gelir. Bunların bir kısmı iyi huylu, bir kısmı ise kötü huyludur. Tümörler bizzat beldeki kemiklerden ya da yumuşak dokulardan köken alabileceği gibi komşu veya uzak organlardan yayılma yoluyla da gelmiş olabilirler. Uzak organlardan yayıldığı düşünülüyorsa meme, prostat ve akciğerler özellikle araştırılmalıdır. Pankreas, böbrek ve düzbağırsak tümörleri de unutulmamalıdır. Bu nedenle bel ve/veya bacak ağrıları ciddiye alınmalı, en ufak şüphede ileri tetkiklere gidilmelidir. 

Bel bölgesinde rastlanan çeşitli kistler de benzer şikâyetlere yol açabilir.

Halkımızın kemik erimesi dediği osteoporoz belirli yaşın üzerindeki popülasyonda bel ve sırt ağrısının oldukça yaygın bir sebebidir. Daha çok bayanları tutan bu hastalık için düz Röntgen filmleri ve kemik dansitesi çalışmaları yol göstericidir. Omurgayı ciddi şekilde etkileyen diğer bir metabolik hastalık da vücuttaki kalsiyum ve fosfor yetersizliğine bağlı olarak gelişen osteomalazi yani kemik yumuşamasıdır. Paget hastalığı da bu gruba girer. 

Bütün bunların yanında kronik radyum zehirlenmesi, kanamalar, sinirlerin iltihabı, lif-kas ağrısı, AIDS, omur kemiğinin kendi hastalıkları ve çeşitli jinekolojik hastalıklar gözardı edilmemelidir. Siyatik sinirin kalçadan iğne yapılırken veya başka nedenle yaralanması, bası altında kalması, sıkışması, beslenememesi, tümörleri dikkate alınmalıdır. Şeker hastalığı, kötü duruş ve oturuş alışkanlığı, şişmanlık, gebelik ve çeşitli psikolojik bozukluklar da bel veya bacak ağrısı yapabilir.

Ayırıcı teşhiste bacak damarlarından kaynaklanan, kalça eklemi ve diğer eklem rahatsızlıklarına bağlı olarak yayılan, sırt ve boyun bölgesindeki lezyonlardan yansıyan ağrıları ve diğer hastalıkları daima gözönünde bulundurmak gerekir.

Ayrıca, çevresindekilerin ilgi ve şefkatini çekmeye çalışan, tazminat veya erken emeklilik gibi dolaylı kazançlar hedefleyen insanların olabileceği de unutulmamalıdır.


Manyetik rezonans fotoğrafında omurilik kanalı içerisine 
yerleşmiş iyi huylu bir tümör görülmektedir.

 

Bel Fıtığı Tedavisi

“Bel fıtığı nasıl geçer?” sorusu doktorlara çok sık sorulmaktadır. Aslında bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü bel fıtığının değişik safhalarında değişik tedavi metodları uygulanmaktadır. Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir kişide hastalığın safhası iyi bir muayene ve ileri tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra tedaviye geçilir. Bundan sonra, pratik olması açısından, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrılabilirler. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı tedavi metodları uygulanır. Bu safhada hastaya bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Kaliteli bir ortopedik yatakta istirahat tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten (perkütan) birtakım farklı girişimlerde bulunulabilir. Uygun dönemde egzersiz verilebilir. Gerekiyorsa psikoterapi yapılabilir.

Bel fıtığı teşhisi konmuş hasta bir iki kilogramı geçen ağırlıkları kaldırmamalıdır. İleriye doğru uzanarak bir bardak çay bile almamalıdır. Eğer yerden bir cisim alacaksa mutlaka çömelerek almalıdır. Öne, arkaya ve yanlara doğru fazla eğilmemelidir. Otururken bel boşluğunu yastık veya benzer bir cisimle desteklemelidir. Otururken ağrısı artarsa hemen yatar pozisyona geçmelidir. Oturarak saatlerce çalışmamalı ve uzun süre yolculuk yapmamalıdır. Oturarak çalışmak zorundaysa her yirmi dakikada bir ayağa kalkıp yürümelidir. Soğuk ortamlardan ve klima gibi soğutucu cihazlardan uzak durmalı, belini mümkün olduğunca sıcak tutmalıdır. Üzüntü, sıkıntı ve stresten olabildiğince kaçınmalıdır.

Bel fıtığı tedavisini bir ekip işi olarak görmekte yarar vardır. Nöroşirürji (beyin-omurilik-sinir cerrahisi), nöroloji, anestezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı doktorlar ile diyetisyen, psikolog, hemşire ve fizyoterapistler bu ekibin içinde yer almalıdır. Gerektiğinde diğer bazı branşlardaki uzman doktorların görüşlerine de müracaat edilmelidir. 

Bu ekibin elinde bir fizik tedavi ünitesi ve bu ünitede traksiyon (programlanabilir hafızalı otomatik cihaz ile bel çekme) dahil lüzumlu bütün araç gereçler hazır bulunmalıdır.

Bu prensipler ışığında modern imkânlar kullanılarak hastaların büyük bir kısmı ameliyat harici metodlarla tedavi edilebilir. Henüz ameliyat gerektirmeyen bel fıtığı vakalarında hastayı çok iyi seçmek şartıyla lazerle disektomi ve nükleoplasti gibi girişimler de uygulanabilir. Prensip olarak cerrahi müdahale son çaredir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise [ki bu şartlar uluslararası nöroşirürji camiası nezdinde genel kabul görmüş ve klasik kitaplara kadar geçmiş kriterlerdir] o zaman ameliyat kararı verilir. Bu kararı verirken cerraha bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda yardımcı olur.

 

Bel Fıtığında Yatak İstirahati

Bel fıtığının erken dönemlerinde hastaya genellikle yatak istirahati verilir. Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafından sert yatak istirahati uygun görülmüş ise bunun süresi hastanın tedaviye vereceği cevaba göre değişecektir. Uzman doktor, tedaviden elde edilen neticeye bakarak bu süreyi artırabilir veya azaltabilir. Bir hafta dolduğu halde hiçbir iyileşme gözlenmeyen hastalar yeniden ele alınarak değerlendirilmelidirler.

Yatılan yer, altında sunta veya tahta bulunan üç-dört kat battaniye veya ince bir yatak olmalıdır. Bu yatak yaylanmamalı ve deforme olmamalıdır. Kaliteli ortopedik yataklar da uygundur. 

Mutlak yatak istirahati dediğimiz bu bir iki günlük istirahat süresince mümkün mertebe yataktan çıkılmamalı, yemekler yatakta yenmeli, ibadetler dahi yatakta yerine getirilmelidir. Tuvalet ihtiyacı için zorunlu olarak ayağa kalkıldığında yine en kısa zamanda yatağa dönülmelidir. 

Hasta daha çok sırt üstü yatmalı, ayaklarını kendine doğru toplamalı veya alttan minder ile destekleyerek bacaklarını hafifçe yükseltmelidir. Sırt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Yan yatarken bacaklarının arasına yumuşak bir yastık koyması iyi olur. Hiçbir zaman yüz üstü yatmamalıdır. Yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdiği ilaçları da kullanmalıdır.

Önemli olan hastanın en kısa sürede tekrar normal günlük aktivitesine kavuşması ve işinin başına bir an önce dönmesidir. Uzun süreli istirahat bir yandan adalelerin zayıflamasına yol açarken diğer yandan hasta psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle  yatak istirahati doktor kontrolünde yapılmalı ve gereğinden fazla vakit kaybetmemek prensip olarak benimsenmelidir. Hasta hızla iyileşmişse, uzman doktor istirahat olayına birkaç gün içinde son verebilir. Hedef hastanın normal yaşantısına en kısa zamanda kavuşmasıdır. 

Yukarıdaki manyetik rezonans fotoğrafındaki gibi fazla ilerlememiş bel fıtıkları

konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

 

Bel Fıtığı Olan Hangi Hastalar Ameliyat edilmelidir?

Ameliyat kararı önemli bir karardır. Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir. Ancak bazı hastalar vardır ki, mutlaka ameliyat olmaları gerekir. 

Konservatif tedavi dediğimiz cerrahi dışı metodlarla tedavi edilen hasta herşeye rağmen iyileşmiyorsa, yani dayanılmaz inatçı bir ağrıya sahipse ve bu ağrı doğal olarak hayat kalitesinin düşük seyretmesine yol açıyorsa, söz konusu hasta cerrahiye aday demektir. Ne kendisinin ne de çevresinin sürekli ıstırap çekmesine gerek yoktur. 

Bazı hastalar konservatif tedaviyle iyileşirler fakat bir süre sonra rahatsızlıkları yeniden nükseder. Bazen iyi, bazen kötü durumdadırlar. Hastalığı bu şekilde senelerce sürüp giden insanlar vardır. Her rahatsızlık döneminde iş, aile ve sosyal hayatları bundan ciddi şekilde etkilenir ve adeta altüst olur. Bunlar genelde cerrahiden çok korkan hastalardır. Bel fıtığı böyle sık nükseden ve özellikle iş hayatlarındaki verim ve kalite ciddi boyutlarda düşen, bu şekilde haftalar boyu normal yaşantıdan kopan kişilerde cerrahi müdahale gündeme gelmektedir. Bu gruptaki hastalara rahatsızlıklarının nedeni teferruatlı olarak anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır. 

Bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarında uyuşma, kuvvetsizlik, bacak adalelerinde zayıflama ve incelme bulunan hastalar da vardır. Sürekli kötüye gitmektedirler. Bunların daha fazla kötüye gitmelerine izin verilmemeli, ameliyatın gerekliliği kendilerine anlatılmalıdır. 

Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtiler varsa o kişi acilen ameliyata alınmalıdır. Böyle bir hastada saatlerin hatta dakikaların dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

Beklendiği takdirde bel fıtığının kendiliğinden iyileşeceği fikri her hasta için geçerli değildir. Bizim uzun yılları kapsayan tecrübelerimiz göstermiştir ki, başarılı bir cerrahi girişim iyileşme sürecini kısaltmakta ve hastalar işlerinin başına genellikle daha kısa sürede dönmektedirler.

 

Bel Fıtığı Ameliyatı

Doktor ameliyat kararını çok hassas bir şekilde düşündükten sonra verir. Nöroşirürji uzmanı doktor kesin olarak ameliyata karar vermiş ise, artık ameliyatı geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde, hele kanal da darsa bazen felce kadar giden telafisi imkânsız problemler ortaya çıkabilmektedir. Buna karşılık zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hastayı ömür boyu rahat ettirebilmektedir.

Mutlak surette ameliyat gereken hastalarda operasyonun hiçbir safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik ile çalışmakta yarar vardır. Çünkü binlerce yıl evvel Hipokrat tarafından söylenmiş bir tedavi prensibi olan “Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz” sözü bugün de geçerlidir. Bel fıtığı operasyonlarında dar ve derin bir sahada, üstelik sinir kökleri gibi çok hassas yapıların çevresinde cerrahi girişim sürdürüldüğü için görüntüyü büyüterek çalışmanın yanında sahanın iyi aydınlatılması da önem arzeder. Bunun için ekibin lideri olan cerrah önceden bütün tedbirleri almalıdır.

Böyle olunca sinir elemanları ve çevre dokular görüntü alanına büyütülmüş ve mükemmel bir şekilde aydınlatılmış olarak gelmekte, ciltten itibaren kontrollü gidildiği için lüzumsuz kanamalar olmamakta, daha emniyetli, temiz ve estetik, dokuları daha iyi koruyan, hatta ameliyat sonrası dönemde dikiş aldırmaya dahi gerek kalmayan, hasta için kolaylıklar arzeden bir cerrahi ortaya çıkmaktadır. Böyle bir cerrahi girişim sonrasında hastaların günlük normal aktivitelerine kavuşmaları da daha kısa sürede olmaktadır.

Ameliyatın, senelerce beraber çalışmış ve spinal cerrahi konusunda spesifik hale gelmiş tecrübeli bir cerrah, asistan doktor, anestezi uzmanı doktor, hemşire ve teknisyenden oluşan aynı ekip tarafından yapılmasında büyük yarar vardır. Çünkü binlerce ameliyat tecrübesini beraberce yaşayan deneyimli ekiplerde muazzam bir uyum ve tecrübe birikimi ortaya çıkmaktadır. Bu da elde edilen yüz güldürücü sonuçlara yansımaktadır. Hatta asistansta bile uzman doktor tercih edilmelidir.

Ameliyat esnasında hasta normalde yüzükoyun yatmış (prone) pozisyonda bulunmaktadır. Ancak bazı hastalar vardır ki çeşitli nedenlerden dolayı bu pozisyonda yatamayacak durumdadırlar. Böyle hastaların operasyonları yan yatar pozisyonda gerçekleştirilmektedir.

Cerrahinin gayesi, sinir elemanları üzerindeki basıyı ortadan kaldırmak, hastanın şikâyetlerini gidermek ve düşmüş olan hayat kalitesini yükseltmektir.

Bugüne kadar ciltten müdahale şeklinde (perkütan) farklı pekçok metod denenmiştir. Ameliyat gerektirmeyen henüz ilerlememiş bel fıtığı vakalarında, hastayı çok iyi seçmek şartıyla lazerle diskektomi ve nükleoplasti gibi girişimler de uygulanabilmektedir.

Disk, endoskopik teknikle de boşaltılabilmektedir. Ayrıca mikrocerrahi teknik ile endoskopik tekniği birleştiren mikroendoskopik teknik de   kullanılmaktadır. Bu teknikler ve elde edilen deneyim sayesinde operasyonların emniyeti ve yüz güldürücü sonuçların oranı artmaktadır. Deneyimli ekibimiz tarafından mikroteknik ve mikroendeskopik teknik kullanılarak yapılan bel fıtığı operasyonlarında hastaların felç kalma riskinin bulunmaması ve aynı gün ayağa kalkarak yürüyebilmeleri bunun bir göstergesidir. 

 

Bel Fıtığı ve Narkozsuz Ameliyat

Anestezi bütün ameliyatlarda çok önemlidir. Bel fıtığı cerrahisinde tercih edilen anestezi şekli hastanın tamamen uyutulduğu genel anestezidir. Bu amaçla kullanılan modern anestezi ilaçlarının giderek geliştirilmesinin yanı sıra tıbbî teknoloji ve tecrübenin artmış olması, gerek ameliyat dönemi ve gerekse sonrasında hastaların güven içinde tutulmalarını ve normal yaşantılarına en kısa zamanda geçmelerini sağlamaktadır.

Fakat en başta ileri yaş dönemi olmak üzere ciddi kalp-damar, karaciğer, böbrek, solunum hastalıkları (özellikle bronşial astım), hamilelik, anestezi ilaçlarına duyarlılık (alerji) ve benzer çeşitli durumlarda genel anestezi ile hastaların ameliyata alınmaları risk açısından düşündürücü olmaktadır. Ayrıca narkoz korkusu gibi psikolojik engeller de bu kısıtlamaya eklenebilir. Böyle bir durumda bulunan ve acı içinde kıvranan hastalar için lokal anestezi teknikleri arasında popüler yer tutan “spinal anestezi” büyük bir şans olmaktadır.
Bel fıtığı tedavisinde uzmanlaşmış ve büyük tecrübe kazanmış ekipler bu tekniği kolayca uygulamakta ve hastanın belden aşağısını sadece küçük miktarda bir ilaçla uyuşturarak ameliyatı gerçekleştirmektedirler. Bu esnada hasta uyanık olmasına rağmen hiçbir ağrı duymamakta, hatta ameliyat ekibiyle sohbet edebilmektedir. 

Bu teknikle ileri yaş döneminde (80 yaşın üzerinde bile) ameliyat olması gereken hastalar rahatça operasyona alınabilmektedir.

Epidural anestezi de aynı amaçla kullanılabilmektedir.

 

Bel Fıtığında Tedavinin Hedefi

İnsan çok değerli bir varlıktır. Bu nedenle ona hizmette kusur edilmemelidir. Yukarıda sözünü ettiğimiz iyi yetişmiş tecrübeli personel ve gerekli ekipmanlar hazır edildikten sonra hizmetin kalitesini bu konuda dünyanın en ileri merkezleri seviyesine yükseltmek hedef alınmalıdır. Bir hasta ister konservatif tedavi adı verilen ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılsın, isterse son çare olarak ameliyat gereksin, bu hedeften asla taviz verilmemelidir.

Tedavide dünyanın en ileri merkezleri seviyesine ulaşabilmek için kaliteli bir fiziki ortamda iyi bir araç gereç donanımı ile birlikte hizmet vermek gerekli fakat yeterli değildir. Bunun için iyi yetişmiş kaliteli personelin bilgi ve tecrübe ile birlikte spesifik hale getirilmeleri de hizmetin kalitesini artıran önemli bir faktördür. Çünkü uzman doktorlardan hemşire ve fizyoterapistlere, hatta sekreterlere kadar sadece bel fıtığı hastalarının tedavisi ile meşgul olan kadrolarda zamanla çok büyük bir bilgi birikimi ve tecrübe meydana gelmektedir. Sadece bel fıtığı için değil, diğer branşlarda da uzman doktorların mümkünse bir tek hastalık üzerinde yoğunlaşarak spesifik hale gelmeleri ve spesifik tedavi merkezleri kurmaları hizmetin kalitesini artıracaktır.

 

Bel Fıtığı Ameliyatının Sonuçları

Tıp bilimi önemli aşamalar kaydetmiştir. Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Fakat cerrahi lüzumluysa bunu da geciktirmemek gerekir, çünkü günümüzde uygun ve yeterli bir teknikle tecrübeli doktorlar tarafından ameliyat edilen hastalarda başarı oranı % 99 civarındadır. Doğru hasta, doğru zamanda, doğru teknikle, doğru ekip tarafından, doğru âlet ve cihazlar kullanılarak ameliyat edilirse başarı şansı yükselmektedir. Cerrahın dikkat ve deneyimi, ciltten itibaren dokulara çıplak gözle müdahale edilmemesi, aydınlatmanın iyi olması, gerektiğinde spinal veya epidural anestezi kullanılarak genel anestezinin devre dışı bırakılması elde edilen yüz güldürücü sonuçların oranını artırırken, komplikasyonları da giderek azaltmaktadır. Ameliyat yerindeki yüzeyel veya derin dokuların iltihabı, yapışıklıklar, epidural nedbe dokusu teşekkülü, dura mater denilen kalın zarın zedelenmesi gibi nisbeten basit komplikasyonların yanında sinir elemanlarının, komşu yapıların, iç organların, büyük damarların zarar görmesi gibi önemli komplikasyonlar ve diğer birtakım istenmeyen olaylar tıpta en ileri düzeydeki merkezler dahil tüm dünyada görülebilmektedir. Anesteziye ait komplikasyonları da unutmamak gerekir. Ancak uygulanan üstün teknik ve elde edilen muazzam deneyimle beraber gerektiğinde genel anestezinin devre dışı bırakılabiliyor olması komplikasyonları en alt seviyeye indirgemektedir.  Mesela deneyimli ekibimiz tarafından mikroteknik ve mikroendoskopik teknik kullanılarak gerçekleştirilen bel fıtığı operasyonlarında hastanın felç kalma riskinin bulunmaması bunun bir göstergesidir. Bütün bunlara rağmen her türlü risk hâlâ sıfırlanabilmiş değildir. Bilim sürekli gelişiyor. Birçok olumlu şey yapılmış olmasına karşılık daha katedilecek çok yolumuz vardır.

 

Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası

Mikrocerrahi teknik ile ameliyat olan hastalar aynı gün veya operasyondan bir gün sonra ayağa kaldırılıp yürütülmektedirler. Hastahanede yatış süresi genellikle bir gündür. Taburcu edilen hastalar bir hafta sonra beldeki bantı (primapor) kendileri çıkartarak evlerinde banyo yapabilirler. Dikiş aldırmaları gerekmez. İlk zamanlar banyo yaparken oturarak ve öne doğru eğilerek değil de, ayakta durup duş almak tarzında temizlenmeleri daha uygundur. Banyo esnasında hastanın ayağının kaymaması için banyo paspası ve gerektiğinde tutunmak için duvarda bir tutunma kolu bulundurulmasında yarar vardır.

Normal şartlar altında hastaların aktiviteleri gün geçtikçe artmakta ve süre kişiden kişiye değişerek bir-üç hafta arasında olağan günlük yaşantılarına kavuşmaktadırlar.

Ameliyat sonrası egzersizlere operasyondan üç ay sonra başlanmasını tavsiye ediyoruz. Önce bir ay süre ile her bir hareketten günde bir kez beşer defa yapmak kâfidir. Sonraki dönemde her ay hareketlerin sayısını beşer adet artırmak yeterli olmaktadır.

Ameliyattan sonra bize hastalar sık sık “Nelere dikkat edeceğim? Hangi hareketleri yapıp hangilerini yapmayacağım?” diye sormaktadırlar. Onlara, operasyondan sonra hastalıklarının artık sona erdiği belirtilerek, bundan böyle normal insanların nelere dikkat etmeleri gerekiyorsa kendilerinin de aşağı yukarı o şartlara tabi oldukları anlatılmakta ve sonraki sahifelerde teferruatlı bir şekilde tanımlayacağımız “100 öğüt”e titizlikle uymaları tavsiye edilmektedir. 

Cinsel hayatlarına başlamak içinse ameliyattan sonra bir ay beklemeleri gerekmektedir. Ameliyatın üzerinden birbuçuk ay geçtikten sonra hamile kalınmasında sakınca yoktur.

Normal şartlar altında hastalar ameliyat olduktan üç ay sonra kontrol için gelmektedirler.

 

Geleceğin Bel Fıtığı Ameliyatı

Günümüzde, bel fıtığı tedavisinde kullanılan klasik cerrahi yöntemin yanında mikroteknik, mikroendoskopik teknik ve ciltten müdahale şeklinde (perkütan) uygulanan çeşitli teknikler vardır. Biz cerrahlar ne kadar kibar çalışırsak çalışalım neticede hastaya bir şekilde girişim yapıyor, dokunuyoruz. Yani bütün bunlar sonuçta invaziv yöntemlerdir. Geleceğin cerrahisinde hastaya dokunulmayacak, yöntemler non-invaziv olacaktır. 

Hasta sırt üstü yatar pozisyonda rahatça uzanacak ve vücudu bir daha yer değiştirmeyecek tarzda fikse edilecektir. Sonra bu vücut uzayda üç boyutlu olarak milyarlarca, trilyonlarca parça şeklinde, bilgisayar tarafından otomatik olarak numaralanacaktır. Böylece insan, kafasındaki saç telinden ayakuçlarındaki tırnaklara kadar, küp veya küre şeklinde, küçücük trilyonlarca numaralanmış parçadan ibaret olarak karşımızda duracaktır. 

Bu konumlandırma içerisinde normal ve hastalıklı dokuların uzayda kapladığı hacmi oluşturan trilyonlarca “nanometrik veya daha küçük ölçekteki volümlerin” her birinin kendine özgü birer numarası olacaktır. Daha sonra hastalığı oluşturan fıtıklaşmış disk dokusuna ait numaralar tespit edilecek ve bir tuşa basılarak anında ortamdan kaldırılacaktır. 

Bu işlem o kadar küçük birimlere kadar indirgenip o derece incelikli hale getirilecektir ki, zamanla atom ve atomaltı parçacıklara kadar işlem yapmak mümkün olabilecektir. 

Geliştirilecek teknoloji ve uygulanacak yöntem sadece bel fıtığı ve benzeri hastalıklar için değil tıbbın diğer alanlarında da kullanılacaktır. Özellikle tümörlerin tedavisinde çok işe yarayacaktır.

 

Bel Fıtığında Gen Tedavisi

Bilim yoluna devam ediyor. Diğer hastalıklarda olduğu gibi bel fıtığı konusunda yapılan bilimsel çalışmalar da bütün hızıyla devam etmektedir. Bir yandan mikrocerrahi ve mikroendoskopik diskektomi tekniği yaygınlaşmakta diğer yandan suni diskler ve diğer enstrümanlar kullanım alanına girerek önemli kazanımlar elde edilmektedir. Bütün bunlara paralel olarak genetik araştırmalar da yürütülmektedir.
Bilim adamlarının senelerdir üzerinde titizlikle çalıştıkları insan genom projesinin ilk ayağının tamamlandığı, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, İngiltere Başbakanı ve özel şirketleri temsilen Celera Genomics yetkilileri tarafından 2000 yılında ilan edildi.

Üç milyar yüz milyon civarındaki kimyevi harften (nükleotid) oluşan genomun harflerinin sırasının büyük ölçüde belirlenmesi tüm dünyada heyecanla karşılandı. Çünkü bu projenin insanlığa faydalı olabilecek çok yönü vardır. Çalışmalar aynı hızla devam ederken birçok hastalığın tedavisinde yeniliklerden bahsedilmeye başlandı bile…

Gerçekten de genetik araştırmalar belirli etik kurallara riayet edilip suiistimalin önüne geçilerek bütünüyle insanlığın hayrına kullanılabilirse önümüzdeki onyıllar boyunca tıpta çok önemli gelişmeler kaydedilecektir. Bu çalışmalar hastalıkların moleküler seviyede tedavisi doğrultusunda yoğunlaştırılabilir ve tüm insanlık adına bir umut olabilir. Genetik bakımdan belirli hastalıklara meyilli insanların önceden tesbiti ve gen tedavisinin giderek yaygınlaşması beklenmektedir.

Son yıllarda bel fıtığı hastalarında muhtemel bir genetik bozukluk olabileceği fikri üzerinde ciddi şekilde durulmakta ve yapılan araştırmalarda buna ait bazı ipuçları elde edilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki dönemde diğer pekçok hastalıkta olacağı gibi bel fıtığının da teşhis ve tedavisinde genetik yaklaşımlar çok önemli yer tutacaktır. Gen transferleri denenmektedir. Gen tedavisinin bir seçenek haline gelmesi söz konusudur.

Yapılan bilimsel çalışma, belirlenmiş bir genin yapısında belirli değişikliğin bulunduğu kişilerde şiddetli disk dejenerasyonu görüldüğünü ortaya koymuştur. Gelecekte gen tedavisiyle belki diskin dejenerasyonu da önlenebilecektir. Eğer bu gerçekleşirse bel fıtığının önlenmesi ve tedavisi konusunda yeni bir çığır açılacaktır.

 

Hamilelikte Bel Fıtığı

Her insan farklı olduğu gibi her hasta da farklıdır. Bu nedenle tedavi şekilleri her hastaya göre bazı farklılıklar gösterir. Bel fıtığının tedavisi de ayrıca birtakım özellikler arzeder. Hamilelik ise bu konuda bazı zorlukları beraberinde getiren tamamen özel bir durumdur.

Hamile bir bayanda ilerleyen aylarda karın içinde büyüyen cenin normalde bele ilave bir yük oluşturur ve belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkiler. Fakat cenin yavaş büyüdüğünden dolayı bel ve sırt adaleleri ile destek dokular bu gelişmeye uyum gösterirler ve ön kısımda yer alan ağırlığı dengelerler.

Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar.

Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi nispeten daha  zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır.

Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır. Bu nedenle hamile hastalarda da diğer hastalarda olduğu gibi manyetik rezonans görüntüleme yöntemi öncelikle tercih edilmelidir.

Özellikle ilk üç ayda hastaya ciltten uygulanan merhem tarzı ilaçlar haricinde ilaç da verilememektedir. Yine de, bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktorun yapabileceği birtakım şeyler vardır. 

Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlak sert yatak istirahatine alınmalıdır.

Evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir.

Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir.

Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar. 

Doğumdan sonra hasta tekrar ele alınarak normal şartlarda teşhis ve tedavi metodları uygulanır ve kesin netice de o zaman elde edilir.

Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta, karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır.

Hamile bir bayanda bel fıtığı varsa ve mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, bu girişim spinal veya epidural anestezi ile gerçekleştirilmelidir. Bu şekilde ameliyat ettiğimiz çok sayıda hasta mevcuttur.


 

Çocuklarda Bel Fıtığı

Bel fıtığı değişik yaş gruplarında görülebilir. Ancak çocuklarda bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek görülen bir rahatsızlıktır. Çocuklarda bu hastalık tüm bel fıtığı vakaları gözönüne alındığında yaklaşık % 1 gibi bir oran teşkil eder. Sıklıkla bel kemiklerini ilgilendiren ve anadan doğma mevcut olan birtakım yapısal anormallikler, omurilik kanalının darlığı, bel kayması gibi bozukluklarla birlikte bulunabilir.
Hastalığın başlangıcında genellikle spor yaralanması, düşme, ağır kaldırma veya ters bir hareket yapmak gibi olayı başlatan bir travma hikâyesi söz konusudur. Fakat bazı vakalarda tüm sorgulamaya rağmen böyle bir hikâye alınamaz. Bizim tecrübelerimiz de göstermiştir ki, çocuklarda bel fıtığı en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu durum ergenlik dönemindeki aşırı hareketlilik ve omurganın hızlı büyümesiyle izah edilebilir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığının yanında yapısal bozukluklar, doğuştan bazı hastalıklar, beldeki çeşitli kaymalar ve diskin enfeksiyonu da teşhiste daima gözönünde bulundurulmalıdır.

Bel ağrısı en sık görülen şikâyet olmakla birlikte bacak ağrısına da klinikte sıkça rastlanır. Bazen her ikisi birlikte de görülebilir. Yürüme bozukluğu, omurgada eğilme, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı bulunabilir. His, kuvvet ve refleks kaybı gibi nörolojik bulgularla idrar ve büyük abdest kaçırma veya yapamama gibi şikâyetler çocuklarda nadirdir. En önemli klinik bulgu, bacağı düz olarak havaya kaldırırken ağrının ortaya çıkmasıdır. 
Düz röntgen filmleri yol göstericidir. Bilgisayarlı tomografi ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste çok değerlidir. 

Bazen kemik sintigrafisine başvurmak da gerekebilir. Teşhis net olarak konduktan sonra tedaviye geçilir. 

Konservatif tedavi denen ağrı kesici ilaçların uygulanması, sert yatak istirahati, fizik tedavi ve bel çekme gibi cerrahi dışı metodlar çocuklarda yetişkinlerdeki kadar iyi netice vermez ve hastaların ancak az bir kısmında yarar sağlar. İyilik görülse bile hastanın şikâyetleri bir süre sonra nüksedebilir. Buna karşılık çocuklarda ameliyat ile tedavi yeterli ve uygun bir cerrahi neticesinde çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora iştirak edebilirler. Dünyada bel fıtığıyla ilgilenen otorite konumundaki doktorların hemen tamamı bu görüşü paylaşmaktadırlar.

Çocuklarda omur kemikleri doğumdan itibaren alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak ihtiva ederler. Bu kıkırdak plakların kemik gövdesi ile temas ettiği kısımda epifiz yer alır ve omur kemikleri her iki plakta bulunan bu bölgelerden kemikleşirler. Çocuklar olgunlaşırken omurlar bu kısımlardan büyürler. Buradaki kıkırdak plaklar yaklaşık 17 yaşında kemiğe yapışır, 20 yaş civarında ise kemikleşir ve omur kemiklerinin gövdesi ile kaynaşırlar. Bu andan itibaren de omur büyümesi sona erer.

Epifizler büyüme çağı boyunca aktif olarak görev yaparlar ve normal şartlar altında simetrik bir büyüme gerçekleştirirler. Bu büyüme epifiz tabakalarına uygulanan basınçtan önemli ölçüde etkilenir. Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç uygulaması simetrik büyüme ile neticelenirken, asimetrik uygulanan basınç asimetrik büyüme ve dolayısıyla da omurlarda deformite, eğri büğrü bir yapı oluşturur. Hatta bu asimetri kemiğin iç yapısına da yansır ve sağlıklı bir kemik gelişimi olmaz.

Bu nedenle gelişme çağı içinde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve yükü bilhassa vücutları ile asimetrik tarzda bir yerden bir yere götürmeleri omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için diyoruz ki, çocuklarımız mümkün mertebe ağır okul çantalarını taşımasınlar. Sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve gereçleri yanlarına alsınlar, diğerlerini bıraksınlar. Lüzumsuz hiçbir ağırlığı çantalarında bulundurmasınlar. Hatta okulun imkânları müsait ise çocuklara okulda birer adet dolap tahsis etmek büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak veya sırtta simetrik ve eşit tarzda dağıtılarak taşınmalıdır. Böylece hem kendileri rahat edecek, hem de sonraki yıllarda omurgada ortaya çıkabilecek birtakım rahatsızlıklar için şimdiden tedbir almış olacaklardır.

 

Epifiz tabakaları üzerine dengeli dağılan simetrik basınç,simetrik bir büyüme sağlar.


Epifiz tabakaları üzerine basıncın asimetrik olarak uygulanması büyümeyi olumsuz yönde etkiler.


Asimetrik uygulanan basınç neticede omur kemiklerinde gelişim bozukluğu , yani deformite oluşturur.

 

Yaşlılarda Bel Fıtığı

Yaşlı insanlarda bel fıtığı bazen tek başına bazen de dar kanal ile birlikte görülebilir. Yaşlı kişilerde bulunan bel fıtığının teşhis ve tedavisinde birtakım özellikleri gözden kaçırmamak gerekir.

Muayene esnasında düz bacak kaldırma testi gençlerdeki kadar belirgin bulgu vermeyebilir.

Omurgadaki kireçlenmeler ve disklerdeki dejenerasyon belin biyomekaniğini bozmuştur. 

Mevcut kanal daralmış olduğundan hastalarda yürümekle ortaya çıkan ve kendisini bir miktar yürüdükten sonra oturmak zorunda bırakan bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma-karıncalanma tarzında şikâyetler bulunabilir. 

Yaşlı hastalarda kalp-damar sistemini veya diğer sistemleri tutan ek patolojiler bulunabileceğinden bu hastalarda cerrahi tedaviye karar verirken çok daha titiz davranılmalıdır. Cerrahi tedavi mutlaka gerekiyorsa, bu girişimin öncelikle genel anestezi altında hastayı tamamen uyutmak suretiyle yapılıp yapılamayacağı ortaya konmalıdır. Hastanın genel anestezi alması sakıncalı ise, o zaman kendisi spinal anestezi dediğimiz bel kısmından aşağısı tamamen uyuşturulmak suretiyle uyanık iken operasyona alınmakta ve hiçbir ağrı hissettirilmeksizin ameliyatı gerçekleştirilmektedir. Bu tarz ameliyatlarla yaşlı hastalarda da çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir.

Hastada bel fıtığı ile birlikte omurilik kanalının darlığı söz konusu ise, o zaman cerrahi esnasında aynı seansta kanal da genişletilmektedir. Böylece ilerideki yıllarda hastada ortaya çıkabilecek birtakım olumsuz gelişmelerin önüne geçilmiş olunmaktadır.



 Yaşlı bir hastamızın omurilik kanalındaki darlıklar manyetik

rezonans fotoğrafında oklar ile gösterilmektedir.

 

Dar Spinal Kanal (Omurga Kanal Darlığı)

Dar kanal önemli bir hastalıktır. Bilinenin aksine “dar kanal”, tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır ve cerrahi tedaviden elde edilen sonuçlar ameliyat usulüne uygun yapıldığı takdirde en az bel fıtığındaki kadar yüz güldürücüdür. 
İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Bu kanalın belirli bir genişliği vardır. Şayet bu genişlik azalırsa kanalın içinden geçmekte olan omurilik ve sinirler sıkışmaya başlar.
Neticede ağrı, uyuşma, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, yürüme bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tarz şikayetlerle gelen hastalar çok iyi araştırılmalıdır. Çünkü spinal tümör gibi bazı hastalıkların belirti ve bulguları dar spinal kanalı taklit edebilir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkiler.

 

 

 

 

 

 

Solda normal genişlikteki spinal kanal, sağda ise ileri derecede daralmış spinal kanal, içi siyah boyanmış olarak gösterilmektedir.

Bir kişide “dar kanal” varsa buna ilave olacak küçücük bir fıtığın bile büyük ıstırap verebileceği, kliniğinin çok gürültülü seyredebileceği unutulmamalıdır.

Yürüme mesafesi ve ayakta kalma süresi belirgin şekilde kısalmış hastalarda fizik tedavi ve diğer cerrahi dışı tedavi metodları genellikle başarısız kalmaktadır.

Uzman doktor cerrahiye gerek görüyorsa geciktirilmemesinde yarar vardır. Bu tip hastalara uygulanan ameliyatla kanal genişletilmekte, sinir elemanlarının üzerindeki bası ortadan kaldırılmaktadır. Neticede hastalar çok rahatlamaktadırlar. Beraberinde bel fıtığı varsa aynı seansta fıtık da boşaltılmaktadır. Stabilizasyonun bozulması söz konusuysa aynı ameliyat içerisinde omurgayı güçlendiren ve stabilizasyonu sağlayan girişim de yapılabilmektedir. Hasta çok yaşlıysa veya genel anestezi alması herhangi bir nedenden dolayı sakıncalıysa ameliyatlar spinal anestezi ile gerçekleştirilebilmektedir. 

Son yıllarda deneyimli ekibimizle dar kanal operasyonlarında yeni ve çok daha yüz güldürücü bir teknik olan mikroteknikle internal dekompresyon girişimini rutin olarak uygulamaktayız. 
   

Anatomik yapılardaki dejenerasyon ve kemikleşmenin, spinal kanalı ve sinirlerin geçtiği foramenleri nasıl daralttığı oklar ile işaret edilmektedir.

 

Bazı spinal tümörler klinik belirti ve bulgularıyla bel fıtığı ve dar spinal 
kanalı taklit etmektedirler. Yukarıdaki manyetik rezonans fotoğrafında 
bir spinal tümör okla işaret edilmektedir.

 

Dar Kanal Ameliyatlarında Kullanılan Yeni Teknik

Dar kanal hastalığı sıklıkla bel fıtığı ile birlikte görülür. Bel fıtığı ve dar omurga kanalı hastalığı, diğer adıyla dar spinal kanal, toplumda sanıldığından daha sık rastlanan rahatsızlıklardandır. Omurga kanalının darlığı en sık bel bölgesinde görülmektedir. Bir kişide bel fıtığı ile birlikte veya tek başına dar kanal varsa, bu insanın hayat kalitesi bazen çok düşmekte; iş, aile ve sosyal yaşantısı adeta altüst olabilmektedir.

İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır. Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

Dar kanal teşhisinin doğru olarak konması tecrübe gerektirir. Hastanın tetkikleri değerlendirilirken sadece omurilik kanalının çapları değil aynı zamanda efektif kanal alanı da göz önünde bulundurulmalıdır. Kanal ile ilişkili, kanalı daraltan kalınlaşmış ve sertleşmiş bağ dokuları daima dikkate alınmalıdır. Bazen de lateral reses dediğimiz yandaki anatomik yapılar daralarak sinir elemanlarını sıkıştırabilir. Teşhis ve tedavide bu husus gözden kaçırılmamalıdır.

Bir kişide omurga kanal darlığı varsa, buna ilave olacak küçücük bir bel fıtığı veya kireçlenme bile dar kanal içindeki sinirleri kolayca sıkıştıracağından hastaya büyük ıstırap verebilmekte, klinik çok gürültülü seyredebilmektedir. Bazen de hastalık sessiz bir şekilde ilerlemekte, kanal darlığı kritik seviyenin altına ulaştığında semptomlar ortaya çıkmakta ve hastalar bize ileri yaş gruplarında gelmektedirler. Bu nedenle 80 yaş üzerinde pek çok hasta ile karşılaşmakta ve gerektiğinde ameliyat etmekteyiz. 

 

Yaşlı bir hastamızın omurilik kanalındaki darlıklar manyetik

rezonans fotoğrafında oklar ile gösterilmektedir.

Yürüme mesafesi ve ayakta kalma süresi belirgin şekilde kısalmış hastalarda fizik tedavi ve diğer cerrahi dışı tedavi metotları genellikle yetersiz kalmaktadır. Ancak deneyimli ellerde usulüne uygun yapılan yeterli bir cerrahi müdahale hastaları rahatlatabilmektedir. Bu nedenle uzman doktor cerrahiye gerek görüyorsa geciktirilmemesinde yarar vardır. Ayrıca operasyon ne kadar erken yapılırsa elde edilen sonuçlar da o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Zamanında müdahale edilmezse hastalık giderek ilerlemekte, çünkü seneler geçtikçe omurilik kanalı doğal olarak daha fazla daralmaktadır.

Dar kanal diye tabir edilen spinal stenoz rahatsızlığı ve ameliyatları halk tarafından yeteri kadar bilinmemekte, adeta bir kabus olarak görülmektedir. Ancak deneyimli ellerde, yeni teknikle (Mikroteknikle İnternal Dekompresyon) usulüne uygun yapılan ameliyatlarda çok daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

Bel fıtığı ameliyatlarında deneyimli ekibimiz tarafından ileri ve klasik cerrahiye göre daha emniyetli, daha konforlu yöntemler olan mikroteknik ve mikroendoskopik teknik uygulanmaktadır. Buna benzer tarzda, dar kanal ameliyatlarında da mikroteknikle internal dekompresyon yapmaktayız. Yani mikroteknikle omurilik kanalının içerisine girerek kanalı içeriden genişletmekteyiz.

Son yıllarda, dar omurga kanalı bulunan hastalarda spinal cerrahi ekibimizle rutin uygulama haline getirdiğimiz mikroteknikle internal dekompresyon ameliyatı dünyada ancak belirli merkezlerde deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatta, dar olan spinal kanalın iç kısmına girilerek kanal içeriden genişletilmekte, böylece anatomik yapı mümkün mertebe korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapı korunduğu için stabil kalmış olan bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları da takmak gerekmemektedir. Sonuçta hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj teşkil etmektedir.

Operasyonlarda emniyet her şeyden önce gelir. Öncelikle hastaya zarar vermemek gerekir. Bu hastalar da tıpkı bel fıtığı operasyonlarımızda olduğu gibi deneyimli ellerde usulüne uygun yapılan ameliyatlar sonrasında felç kalma riskiyle karşılaşmadan aynı gün içinde yürüyebilmekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar. Bu, insanlığa sunulmuş büyük bir nimettir.

 

Bel Fıtığında Nüks

Bazı hastalıklar vardır ki nüks edebilirler. Bel fıtığı hastalarında da nüks olayına zaman zaman rastlanır. Fakat nüks oranı ameliyat olan ve olmayan hastalarda farklıdır. Ameliyat gerekmeyen ve konservatif tedaviyle iyileşen hastalarda bel fıtığı kolayca nüksedebilir. Mutlaka ağır bir yük kaldırmak da gerekmez. Bazen öksürmekle bile hastalık ortaya çıkabilir.

Ameliyat olan hastalarda bel fıtığının aynı yerden nüksetmesi çeşitli cerrahi merkezler arasında farklı oranlardadır. Nüks aynı tarafta veya karşı tarafta görülebilir. Diğer bir mesafedeki disk de fıtıklaşabilir. Çünkü belde bulunan fıtıklaşmış bir disk boşaltıldığı zaman geride daha dört adet sağlam disk kalmakta ve görevlerini sürdürmektedirler. Bunların zamanla dejenere olması ve yeni bel fıtığının ortaya çıkması klinikte rastlanabilecek sıradan olaylardandır.

Nüks şüphesiyle gelen vakaların değerlendirilmesi çok önemlidir. Çünkü atılacak her yanlış adım bir başka adımı davet eder. Onun için iyice araştırdıktan ve düşündükten sonra karar vermek gerekir.

Hastada nüks bel fıtığı düşünülüyorsa kontrast madde verilerek yapılan manyetik rezonans tetkiki ve ayırıcı teşhis için özel tarzda istenen düz röntgen filmleri değerlidir.

Kişi sağlıklı iken egzersiz yapar ve aşağıda belirteceğimiz öğütlerimize harfiyen riayet ederse, bel fıtığına yakalanma ve bu hastalığın nüksetme riski en aza indirilmiş olur.

Nüks bel fıtığı oldukları düşünülen hastaların değerlendirilmesi çok önemlidir.

Çünkü atılacak her yanlış adım bir başka adımı davet eder.

 

 

Bel Fıtığından Korunmak

Bel fıtığı hastalığını tedavi etmek önemlidir, fakat ondan daha önemlisi hastalığa hiç yakalanmamaktır. Bu nedenle hikayesinde bel fıtığı veya başka sebebe bağlı bel rahatsızlığı bulunan bir hasta ister operasyon geçirmiş, isterse geçirmemiş olsun, günlük hayatında yapması ve yapmaması gereken hareketleri bilmek zorundadır. Aslında bu öğütler insanlara henüz ilkokul sıralarındayken eğitimin bir parçası olarak verilmeli ve hastalıktan korunmaları sağlanmalıdır. Koruyucu hekimlik hem daha ekonomik hem de etkin ve kolaydır. Aklın yolu birdir ve insana olan saygımız da bunu gerektirir.

 

Cisimleri taşırken belimizin hangi pozisyonda olmasına dikkat etmeliyiz?

Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik pozisyonda olmasına dikkat etmelisiniz. Cisimleri bu şekilde taşımak belinizi koruyacaktır. Aksi halde beliniz risk altında bulunacaktır.

 

Bir yükü taşırken cisimleri nasıl paylaştırarak taşımalıyız?

Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyınız. iki kg yük taşırken bile bir kg sağ elde bir kg sol elde taşınmalıdır.

 

Ağır bir yükü kaldırmak bel fıtığı açısından riskli midir?

Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyiniz. Beş kg üzerindeki ağırlıkları kaldırmak özellikle risklidir. Ağır yükleri kaldırırsanız bel fıtığı olabilirsiniz.

 

Bel fıtığından korunmak için yerdeki bir cismi nasıl almalıyız?

Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırınız ve çömelerek alınız. Belden eğilmeyiniz. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırınız. Yerde çalışırken bile çömelerek çalışınız.

 

Bir eşyayı öne doğru uzanarak almak bel sağlığı açısından doğru mudur?

Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayınız, yanına iyice yaklaşınız ve öyle alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltiniz. Uzanarak bir cismi almak çok tehlikelidir.


Bir eşyayı taşırken onu gövdemizden uzak tutmak bel sağlığı açısından riskli midir?

Bir eşyayı taşırken onu gövdenize yakın tutunuz. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.

 

İki kişi birlikte eşya taşırken biri diğerine haber vermeden eşyanın bir ucunu bırakırsa bu doğru mudur?

İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayınız. Böyle bir hareket bel fıtığı için tetikleyici olabilir.

 

Bir cismi kaldırırken bel sağlığı açısından öncelikle nelere dikkat etmeliyiz?

Bir cismi kaldırmak zorundaysanız, kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye çalışınız, ondan sonra yaklaşınız. Kaldırma işlemine geçmeden önce cismi hafifçe yoklayarak bir kez de test ediniz ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindikten sonra kaldırınız.

 

Bir cismi halterci gibi kaldırmak bel fıtığından korunmak için faydalı mıdır?

Cisimleri bedeninizle değil de önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayınız. Bunun için ağır bir yükü mutlaka kaldırmanız gerekiyorsa, haltercilerin yaptığı gibi çok iyi konsantre olunuz. Kaldırırken yavaş ve temkinli hareket ediniz, ani hareketlerden kaçınınız. Adalelerinize ani yük bindirmeyiniz. Kaldırma esnasında karın kaslarınızı kasarak bütün kas gruplarınızı aynı anda çalıştırınız. Karın ve sırt adalelerinizin kasılması omurganızı destekler.

 

Bir cismi yükseğe kaldırmak bel sağlığı açısından riskli midir?

Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayınız. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı denerseniz tam bir felâket olabilir.

 

Ayaktayken yana doğru eğilip yerden bir cismi almalı mıyız?

Ayaktayken belinizi sağa veya sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden birşey almayınız.

 

Elimizde yük varken belimizi korumak için nasıl dönmeliyiz?

Yük elinizdeyken dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızın yerini değiştirerek dönünüz.

 

Sırtımıza bir cismi belimizi koruyarak nasıl yüklemeliyiz?

Beliniz geriye doğru eğilmiş vaziyetteyken sırtınıza ağırlık yüklemeyiniz. Mutlaka yüklemeniz gerekiyorsa dizleriniz biraz kırılmalı ve vücudunuz öne doğru hafif eğik olmalıdır.

 

Bel sağlığı açısından yerdeki bir cismi iterek mi çekerek mi götürmeliyiz?

Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz. Böyle bir işi mutlaka yapmanız gerekiyorsa çekmek yerine dizlerinizi hafif bükerek itmeyi tercih ediniz.

 

Bir cismi taşırken bel sağlığı açısından ayaklarımız hangi pozisyonda olmalıdır?

Bir cismi taşırken ayaklarınız yere sağlam basmalıdır. Her iki ayağınız arasındaki mesafe yaklaşık omuz genişliğinde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalıdır.

 

Sandalye veya koltukta otururken bel fıtığından korunmak için nelere dikkat etmeliyiz?

Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve bunu alışkanlık haline getiriniz. Bu esnada diz eklemlerinizin kalça eklemlerinden daha yüksekte bulunmasında, ayak tabanlarının yere temas ederken düz konumda olmasında ve yere rahatça basmasında yarar vardır. Otururken zaman zaman pozisyon değiştirmeniz iyi olur.

 

Bel fıtığından korunmak için nasıl bir sandalye veya koltukta oturmalıyız?

Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayınız. Stabil olmayan bozuk koltukların ve yumuşak iskemlelerin belinizi tehdit ettiğini unutmayınız. Kol konacak yeri olan, arkalığı en az omuz hizasına kadar uzanan ve belinizi destekleyen sandalye ve koltukları tercih ediniz.

 

Sandalyede otururken nasıl rahat ederiz?

Sandalyede otururken ayaklarınızın altına bir basamak çekerseniz daha rahat edersiniz.

 

Bel fıtığı olmamak için dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız?

Dişlerinizi fırçalarken ya da elinizi yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret ediniz. Bu yüzden evinizdeki lavaboların mümkünse biraz daha yüksekçe yapılmasını sağlayınız.

 

Bel fıtığından korunmak için günde ne kadar yürümeliyiz?

Hergün ez az 15 dakika yürüyünüz. Yürüme mesafesini giderek artırınız. Bu esnada ağrınız çoğalıyorsa doktorunuza bildiriniz.

 

Bel fıtığı hastalığı geçirenlerde egzersiz neden önemlidir?

Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız. Çünkü düzenli egzersiz yapanlarda ağrının tekrarlaması daha seyrek görülmektedir. Kronik ağrısı olan hastalar hafif ağrılı dönemde bile egzersizlerden yararlanırlar.

 

Sağlıklı olsak bile egzersiz yapmalı mıyız?

Sağlıklı olsanız bile her gün kaslarınızı güçlendirici egzersizler ve düzenli spor yapınız. Karın, sırt ve kalça adalelerinin vücudun tabii korsesi olduğunu unutmayınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi ihmal etmeyiniz.

 

Egzersizleri nasıl bir zeminde yapmalıyız?

Egzersizleri, altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir zemin üzerinde yapınız.

 

Egzersizlere başlarken her hareketi çok miktarda yapmalı mıyız?

Egzersizlere başlarken egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız. Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.

 

Sporda ani ve zorlayıcı hareketler yapmalı mıyız?

Spor veya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınınız.

 

Spora başlamadan önce ısınma hareketleri yapmalı mıyız?

Spor veya egzersize başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapınız.

 

Egzersiz sonrasında ağrımız artarsa ne yapmalıyız?

Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayınız.

 

Bel sağlığımız için ani hareketlerden kaçınmalı mıyız?

Günlük yaşantınızda ani hareketlerden sakınınız. Özellikle yataktan veya koltuktan kalkarken ani hareket yapmayınız.

 

Bel sağlığımız için sandalyeden nasıl kalkmalıyız?

Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalıdır.

 

Yüksek yerlerde oturarak ayakları sarkıtmak bel için risk oluşturur mu?

Yüksek iskemlelerde veya benzeri yüksek yerlerde oturarak ayakları aşağıya doğru sarkıtmak bele binen yükü artırır. Bundan kaçınınız.

 

Televizyon izlerken sırtımızı kamburlaştırmak riskli midir?

Televizyon seyrederken veya herhangi bir gösteriyi izlerken koltukta sırtınızı kamburlaştırmak rahatsızlıklara yol açar.

 

Belimiz için yoğurt yemek ve güneş ışığı faydalı mıdır?

Hergün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi ya da bir bardak  süt içmeyi âdet haline getiriniz. Güneş ışığından yeterince istifade ediniz. Bunlar bel için çok faydalıdır.

 

Fazla kilolu olmak bel sağlığı için risk oluşturur mu?

Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz. Alınan her fazla kilo vücudunuz ve beliniz için ilave yük oluşturur. Ayrıca karın bölgesi yağlarınız cisimleri gövdenize yakın tutarak taşımanızı da engeller. Bu durumun belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
Kilonuz fazla ise ve bir türlü veremiyorsanız, uzman doktor ve diyetisyene başvurunuz. Gerekirse psikologdan da yardım isteyerek kararlı bir şekilde kilolarınızı veriniz.

 

Bel fıtığından korunmak için bel korsesi kullanmalı mıyız?

Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.

 

Bel ağrımı tedavi etmek için belimi çektirmeli miyim?

Kesin teşhis konulup bel ağrısı ve/veya bacak ağrısının nedeni anlaşılmadan belinizi asla çektirmeyiniz ve maniplasyon (el ile müdahale) yaptırmayınız. Bunun bazen felce kadar giden sonuçlara yol açtığını unutmayınız.

 

Üzüntü ve stres bel ağrılarımı artırır mı?

Üzüntü ve stresin bel sağlığınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevî, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidiniz. Lüzumu halinde bulunduğunuz ortamı geçici de olsa değiştiriniz veya tatile çıkınız.

 

Bel sağlığı için meslek sevgisi önemli midir?

Yaptığınız işi seviniz. Stres altında çalışan ve işyerinde mutsuz olan kişilerde bel rahatsızlıkları daha sık görülür. Bu nedenle meslek seçimi konusuna henüz hayatın başındayken gereken önemi veriniz.

 

Bel sağlığımız için günlük yaşantıda gerginlikten nasıl kurtulmalıyız?

İnsan günlük yaşantısında gerginlikten kurtulmanın yollarını bilmelidir. Bu, çeşitli kültürlere mensup kişilerde farklı şekillerde gerçekleştirilebilir. Bazısı yoga, bir başkası meditasyon yapabilirken; semavî dinlere mensup şahıslar ise evrendeki hayranlık uyandıran muazzam nizamı, eşsiz sanatı, harika yaratılışı düşünerek tefekküre dalabilirler. Gözlerini kapatarak milyarlarca yıldızdan oluşan galaksileri, süpernovaları, karadelikleri zihinlerinin derinliklerinde temaşa edebilirler. Bu şekilde geçirilecek dakikalar gerçekten çok rahatlatıcı olabilir. Bunlardan başka hafif sporlar, sırt üstü yatarak dinlenen güzel bir müzik, zevkle kitap okuma, çeşitli sanat dallarıyla meşguliyet, yorucu olmayan değişik hobiler, banyo almak, masaj, jakuzi, sauna, düzenli yapılan hafif egzersizler ve kişiye göre değişen daha pekçok uğraş gerginliği azaltarak bel sağlığınıza olumlu katkıda bulunabilir.

 

Bel sağlımız için ayakkabımızın topukları nasıl olmalıdır?

Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları normal, ökçeleri yumuşak olsun. Orta topuk ayakkabılara alıştığınızda bunu mümkün mertebe değiştirmeyiniz.

 

Sandalyeye aniden oturmak bel sağlımız için riskli midir?

Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi aniden bırakmayınız. Bu hareket bel sağlığı için risklidir. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz.

 

Otururken öne doğru eğilerek bir cismi almalı mıyız?

Sandalye veya koltukta otururken, bir cismi (hafif dahi olsa) öne doğru eğilerek yerden almayınız.

 

Bel ağrısı varken tuvalette nasıl oturmalıyız?

Belinizin ağrıdığı dönemlerde alafranga tuvaletleri tercih etmelisiniz. Tuvalete otururken en azından tek elinizi destek olarak kullanmalısınız.

 

Tuvalette otururken öne doğru eğilmek bel için riskli midir?

Tuvalet ihtiyacınızı giderirken oturur pozisyonda öne doğru eğilmeyiniz. Ağrılı dönemde alafranga tuvalette ters oturmanız bu açıdan yarar sağlayabilir.

 

Bel fıtığında mutlak yatak istirahati nasıl yapılmalıdır?

Mutlak yatak istirahatinde iken ayaklarınızın altına birkaç minder koyarak yükseltmeniz daha iyi olacaktır. Yastığınızın alçak olmasında yarar vardır. Sırt üstü pozisyonda yorulursanız yan yatabilirsiniz. İstirahat süresince mecbur kalmadıkça yataktan çıkmayınız. Bu esnada yemeklerinizi yatarak yiyebilirsiniz. İbadetlerinizi yatakta yerine getirebilirsiniz. Sadece tuvalet ihtiyacınız için zorunlu olarak kalkıp sonra tekrar yatabilirsiniz.

 

Bel ağrısı varken yan yatış pozisyonu nasıl olmalıdır?

Yan yatışta kalça ve dizlerinizden çekerek bacaklarınızı toplar ve ana rahmindeki cenin gibi kıvrılarak durursanız rahat edersiniz. İki bacağınızın arasına yumuşak bir yastık koymanız da iyi olur..

 

Bel fıtığında mutlak yatak istirahati kaç gün olmalıdır?

Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse tavsiyesine uyunuz. Bu tedavi esnasında ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildiriniz. Birkaç gün içinde iyileşirseniz yine doktorunuzu haberdar ediniz. Uzman doktor hastanın tedaviye vereceği cevaba göre bu süreyi artırıp azaltabilir. Zaten ilk birkaç gün sonrasında hastalığın genel seyri kendisini belli eder. Prensip olarak hasta becerebildiği anda normal yaşantısına dönmelidir. Kriter hayat kalitesidir. Lüzumsuz uzamış yatak istirahati doğru değildir.

 

Yorgunluğa bağlı bel ağrısı varsa nasıl istirahat edilmelidir?

Yorgunluğa bağlı olarak beliniz ağrıyorsa usulüne uygun yapılan 10 – 15 dakikalık istirahat en iyi ilaçtır. Tam rahatlamak ve gevşemek için ayaklarınızı sandalyeyle yükseltirken boynunuzun altına da küçük bir yastık koyabilirsiniz..

 

Sırt üstü yatarken yüksek yastık kullanmak bel için riskli midir?

Sırt üstü yatarken yüksek yastık kullanmayınız. Bu hareket beliniz için risk oluşturur.

 

Bel ağrısı varken oturduğumuz sandalyenin açısını kaç dereceye ayarlayarak dinlenmeliyiz?

Yatağınız bel hizasından itibaren kırılabiliyorsa 45 derecelik bir açı oluşturacak tarzda ayarlayarak sırtınızı dayar ve dinlenebilirsiniz. Böyle bir yatağınız yoksa iskemleyi devirerek arkalığın üzerine yastık koyup aynı şekilde dinlenebilirsiniz.

 

Ayakta dimdik uzun süre durmak bel sağlığı için riskli midir?

Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız. Münavebeli olarak bir ayağınızı öne doğru uzatıp pozisyon değiştiriniz veya yürüyünüz.


Balkondan uzanarak halı silkelemek bel sağlığı için risk oluşturur mu?

Balkondan uzanarak halı veya kilim silkelemeyiniz. Buna benzer bir işi mutlaka yapmanız gerekiyorsa hiç değilse ileriye doğru uzanmamaya gayret ediniz.

 

Bel fıtığı geçirmiş bir kişi hangi sporları yapabilir?

Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol, basketbol gibi mücadele sporlarından ve halter, jimnastik, golf, tenis gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz. Beli fazla eğmeden bisiklete binmek de faydalıdır.

 

Aşırı spor bel sağlığı için riskli midir?

Çocuklarınız hızlı gelişsinler diye onlara aşırı antrenman veya gereğinden fazla spor yaptırmayınız.

 

Çocuklar ders çalışırken bel sağlığı açısından nelere dikkat etmelidirler?

Çocuklarınız oturarak ders çalışırken öne veya yana eğik durmamaları konusunda onları sık sık uyarınız. Masada uzun süre çalışması gereken kişilerin öne eğilmemeleri için çalışma yüzeyinin bir miktar eğimli olmasında yarar vardır. Masanızın altına da ayak dinlendirme basamağı koyunuz.

 

Yüksek yerden bir cismi alırken bel sağlığı açısından nasıl davranmak gerekir?

Raflardan kitap veya herhangi bir eşyayı alırken önce ayağınızın altına yükseltici birşey koyunuz ve o eşyanın hizasına yükseldikten sonra alınız.

 

Çamaşır asarken bel sağlığı açısından nasıl davranmak gerekir?

Çamaşır asarken yukarıya doğru uzanarak belinizi germeyiniz. İpin seviyesini boyunuza göre ayarlayınız.

 

Ayakkabımızı bağlarken bel sağlığı açısından nelere dikkat etmeliyiz?

Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek veya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.    

 

Bel fıtığından korunmak için yatağa nasıl yatıp kalkmalıyız?

Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız. Alt sağdaki resimde görüldüğü gibi kalkmak yanlıştır. Yatmak için ise önce yatak kenarına oturunuz ve bacaklarınızı yukarıya çekerken gövdenizi yatağa uzatınız.

 

Bel fıtığından korunmak için otomobil kullanırken koltuk nasıl olmalıdır?

Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz.

 

Bel fıtığından korunmak için otomobil kullanırken koltuk ne şekilde ayarlanmalıdır?

Otomobile bindiğinizde koltuğunuzu pedallara yakın olacak şekilde ayarlayınız. Dizlerinizin de kalçanızın biraz yukarısında durmasını sağlayınız. Aksi halde beliniz rahat etmez.


Uzun süre araç kullanmak bel fıtığı açısından riskli midir?

Uzun süre araç kullanmayınız. Şayet önünüzde katedilecek çok uzun bir yol varsa sık sık mola vermeyi ve bu esnada biraz yürümeyi tercih ediniz.

 

Bel fıtığından korunmak için arabamızın bagajını nasıl boşaltmalıyız?

Arabanızın bagajını boşaltırken de eşyaları öne, ileriye doğru uzanarak almayınız. Önce bir ayağınızı tamponun üzerine koyunuz, sonra belinizi fazla eğmeden bagajı boşaltınız.

 

Bel fıtığından korunmak için çocuklar okul çantalarını nasıl taşımalıdır?

Çocuklarınız okula giderken çantalarında mümkün mertebe az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitiniz. En iyisi okulda her öğrenci için bir dolap temin etmektir.

 

Bel fıtığından korunmak için ütü nasıl yapılmalıdır?

Ütü yaparken tek ayağınızın altına 15-20 santimetre yükseklikte bir cisim koyarak hafifçe yükseltiniz, belinizin rahatladığını göreceksiniz. Bir süre sonra basamağın üzerine öbür ayağınızı koyunuz.

 

Bel fıtığından korunmak için yerler ne şekilde temizlenmelidir?

Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz. Bu nedenle uzun saplı süpürge kullanmak daha yararlı olacaktır. Bahçede çalışırken de uzun saplı aletleri tercih ediniz.

 

Bel fıtığından korunmak için nasıl bir yatak tercih edilmelidir?

Yatağınız sert olsun. Yattığınız zaman vücudunuz yatağa gömülmesin. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak veya çöküntülü yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile üzerine yatıldığında omurganın fizyolojik kıvrımlarına uyum gösterebilen kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.

 

Bel fıtığından korunmak için bilgisayar karşısında çalışırken nelere dikkat edilmelidir?

Bilgisayar karşısında saatlerce hareketsiz veya uygun olmayan pozisyonda kalmak beli rahatsız eder. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçalarınızın arka kısmı destekli, köprücük kemikleriniz yere parelel durumda olmalıdır. Gözleriniz ekranın üst düzeyi hizasına yakın konumda ve ekranı tam karşıdan görecek pozisyonda bulunmalıdır. Kollarınız rahat, önkol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmlıdır. Ayaklarınızı bir destek üzerine koymanız daha uygundur.

 

Bel sağlığı açısından zıplamak riskli midir?

Daha önce bel rahatsızlığı geçirdiyseniz zıplama hareketi yapmayınız ve yüksek bir yerden asla atlamayınız.

 

Bel fıtığından korunmak için hareketli yaşantı faydalı mıdır?

Sağlıklıyken, günlük yaşantınızda tembel olmayınız, hareketliliği tercih ediniz. Fazla harekete izin vermeyen iş ve hayat düzeni belinizi tehdit eder. Buna karşılık otobüs ya da metroda bir durak önce inmek, asansör yerine merdiveni kullanmak size çok şey kazandırır.

 

Bel fıtığından korunmak için yürürken veya ayakta dururken vücut hangi pozisyonda olmalıdır?

Yürürken veya ayakta dururken vücudunuzun dik bir pozisyonda olmasına özen gösteriniz. Ağırlığınızı her iki bacağınıza eşit olarak paylaştırınız. Ayakta dururken her iki omuz ve kalçanızın aynı hizada olmasına dikkat ediniz. Doğru duruşta çene içeri çekilmiş, baş dik, sırt ve bel düzdür. Bu duruşta kulaktan yere indirilen dik çizgi omuz ve kalçanın ortasından ve ayak bileği önünden geçer. Ayakta dururken sırt kambur, bel çukur, karın öne sarkık, göğüs yassılaşmış ve çene öne çıkmış olursa bu yanlıştır. Böyle bir pozisyon bele rahatsızlık verirken iç organlar da basınç altında kalır.


Sürekli oturarak çalışmak bel fıtığı açısından riskli midir?

İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle arasıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. Oturarak çalışırken belinizi ince bir yastıkla desteklemenizde yarar vardır.

 

Bel fıtığından korunmak için sırt üstü ne şekilde yatılmalıdır?

Sırt üstü yattığınızda veya bir halıya uzandığınızda bacaklarınızı dizlerinizden kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.

 

Bel fıtığından korunmak için hangi pozisyonda uyumalıyız?

Yan veya sırt üstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yüz üstü yatmayınız. Sırt üstü dümdüz uzanmak da doğru değildir.

 

Testere ile odun kesmek bel fıtığı açısından riskli midir?

Daha önce bel ağrısı tecrübesi yaşadıysanız testereyle odun kesmeyiniz. Şayet bu işlem esnasında alet takılırsa ileri ve geri doğru zorlayarak kurtarmaya çalışmayınız.

 

İri bir hayvanı taşımak bel fıtığı açısından riskli midir?

İri cüsseli hayvanları yakalamak, yere yatırmak veya taşımak gibi zor bir işle meşgul olmak zorundaysanız tek başınıza çalışmayınız. Bu işlemi birden fazla kişi beraberce yapınız. İşi ehline bırakmak en iyisidir.

 

Bel fıtığından korunmak için banyo ne şekilde yapılmalıdır?

Saçınızı yıkarken öne doğru iki büklüm eğilmeyiniz. Yere diz çöktükten sonra dirseklerinizi küvetin kenarına dayayıp başınızı yıkayabilirsiniz. Daha da iyisi küvetin içine girip oturarak yıkanmaktır.

 

İş makinelerini kullanmak bel fıtığı açısından riskli midir?

Bel rahatsızlığınız varsa kamyon, kepçe, grayder gibi belinizi sürekli sarsan iş makinelerini kullanmayınız.

 

Bel fıtığından korunmak için koltukta kitap okurken nelere dikkat edilmelidir?

Koltukta kitap okurken sırt arkaya yaslanmış ve baş dik pozisyonda olmalıdır. Baş ve boyun öne eğilmiş şekilde okumak beli de rahatsız eder.

 

Bir yere dayanarak dinlenirken nelere dikkat edilmelidir?

Masaya veya herhangi bir yere dayanarak dinlenecekseniz beliniz çukur vaziyette olmasın. Kalça ve dizlerinizi bükerek kendinize daha rahat bir pozisyon veriniz.

 

Ayakta çalışırken bel sağlığı açısından nelere dikkat etmeliyiz?

Ayakta çalışırken ayağınızın altına alçak bir cisim çekiniz. Vücut ağırlığını zaman zaman bir bacaktan diğerine aktarınız. Bulaşık yıkarken lavabonun altındaki dolabı açarak bir bacağınızı içeriye doğru sokarsanız rahat ettiğinizi göreceksiniz.


Çalışırken kendimizi aşırı yormak bel sağlığı açısından riskli midir?

Çalışırken kendinizi aşırı yormayınız. Bazen bir işten diğerine geçmek de dinlendirici olabilir.

 

Merdivenlerden inerken bel sağlığı açısından en çok neye dikkat etmeliyiz?

Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat ediniz. Bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. İşte bu çok tehlikeli bir harekettir ve bundan kesinlikle kaçınınız.

 

Çalışırken belimiz aniden ağrımaya başlarsa ne yapmalıyız?

Tarlada, inşaatta, işyerinde, evde çalışırken veya kar kürerken beliniz aniden ağrımaya başladıysa geri kalan işi bitirmek üzere gayret sarfetmeyip hemen istirahate çekiliniz. Sert bir zeminde sırt üstü uzanıp dizlerinizi hafifçe bükerek bacaklarınızı yukarıya doğru toplamış vaziyette 15 – 30 dakikalık istirahat sıklıkla rahatlatıcı olur. Eğer bu süre sonunda iyiye gidiş yoksa doktorunuza müracaat ediniz. Hastalığınız esnasında istirahat süresinin uzun mu yoksa kısa mı olacağını önceden kestirebilmek çok zordur, ancak manyetik rezonans görüntüleme metodu uzman doktora bu konuda bir fikir verir.

 

Sık sık eğilip bükülmemizi gerektiren bir iş yaparken belimizi nasıl korumalıyız?

Sık sık eğilip bükülmenizi gerektiren bir iş yapıyorsanız belirli aralıklarla dinleniniz. Bu dinlenme esnasında da belinizi aksi yönde esnetiniz.

 

Bebeği beşikten alırken bel fıtığından korunmak için nasıl davranmalıyız?

Bebeğinizi beşikten veya yattığı yerden alırken ona doğrudan uzanmayınız. Önce dizlerinizi kırarak çökünüz ve bebeğe yaklaştıktan sonra kucağınıza alınız.

 

Bel fıtığından korunmak için bir yaşını geçmiş çocuklarımızı ne şekilde sevmeliyiz?

Bir yaşını geçmiş çocuklarınızı kucağınıza alıp sevmek için belinizden eğilerek ileriye doğru uzanmayınız. Mutlaka dizlerinizi kırarak kucaklayınız ve severken de yanınıza oturtarak veya beraberce yatarak seviniz.

 

Bel ve bacak ağrımız varsa ne şekilde davranmalıyız?

Beliniz ağrıyor ve özellikle de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden doktorunuza müracaat ederek nedenini öğreniniz. Ağrınızın gerçek nedenini öğrenmedikçe karamsar bir ruh haline kapılabilirsiniz. Belirsizlikler sizi depresyon, umutsuzluk, endişe ve öfkeyle karışık bir ıstırabın içine sürükleyebilir. Buna karşılık kesin teşhis konduktan sonra bilimsel bir tedaviye yönelme şansını yakalar ve kendinizi psikolojik açıdan daha iyi hissedersiniz.
Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini unutmayınız.

 

Kapı ve pencereyi açarken bel fıtığından korunmak için nasıl davranmalıyız?

Kapı veya pencereyi açarken zorlanıyorsanız bu işi yapmak üzere daha güçlü bir kişiden yardım isteyiniz. Kapı veya pencereyi ciddi şekilde zorlamak bel fıtığına neden olabilir.

 

Bir yerde beklerken bel fıtığından korunmak için nasıl davranmalıyız?

Karın kaslarının kasılmasıyla oluşan etki disk içindeki basıncı önemli oranda azaltır. Günlük yaşantınız esnasında çeşitli yerlerde beklerken karnınızı içeri çekerek adalelerinizi geriniz ve gergin vaziyette 10’a kadar sayarak soluk almadan öylece durunuz. Sonra yavaş yavaş gevşeyiniz. Soluk tutma süresini haftalar ilerledikçe giderek artırınız. Karın kaslarınız kasılmış vaziyette soluk alıp vermeye alışınız.

 

Bel fıtığı hastası cinsel hayatına devam edebilir mi?

Bel fıtığı kişinin iş, aile ve sosyal yaşantısını derinden etkileyen bir rahatsızlıktır. Ancak bel fıtığı hastaları bazı noktalara dikkat ederek cinsel yaşamlarını devam ettirebilirler. 

Aslında cinsel hayat bel fıtığının en çok etkilediği alanlardan biridir. Bu konudaki sıkıntılarınızı doktorunuza anlatmalısınız. O size cinsel perhiz ve aktif cinsel hayatınızın ne şekilde olacağı konusunda geniş bilgi verecektir. Ancak ağrının şiddetini koruduğu süreçte ve akut dönemlerde cinsel perhiz uygundur. Ağrılar gerileyip kişi kendini aktif cinsel hayata hazır hissettiğinde ise çiftlerin yan yana yattıkları pozisyon (erkek arkada) tercih edilmelidir. 
Hastalığı geçirmiş olan kişinin sırt üstü konumda altta bulunduğu ve belini hafif bir yastıkla desteklediği pozisyon tavsiye edilebilir.

Ayrıca bayanın belinin yastıkla desteklenerek sırt üstü yattığı ve dizlerini bükerek bacaklarını yan yatmış eşinin üstüne attığı pozisyon da denenebilir. 

Cinsel birleşmede erkeklerin diz üstü konumda oldukları pozisyonlar da uygundur. Erkekler seks sırasında omurgaları yerine kalçalarını hareket ettirerek bellerini koruyabilirler. 
Bütün bu tedbirlere rağmen cinsel birleşme sonrasında ağrı ortaya çıkıyorsa doktorunuza danışmanız uygun olur.

 

Bel fıtığından korunmak için uçak ile seyahatte nelere dikkat etmeliyiz

Bel rahatsızlığı geçirmiş bir kişi olarak uçak biletinizi alırken ayağınızı rahatça uzatabileceğiniz ve kolayca hareket edebileceğiniz bir yeri tercih ediniz. Uzun süreli yolculuklarda koltuğunuzu hafifçe arkaya yatırınız ve belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz. Yolculuk esnasında sürekli oturmayıp ara sıra ayağa kalkarak bir süre yürüyünüz. Yolculuk bitiminde valizlerinizi tekerlekli arabaya koyarak taşıyınız. Zaten valizleriniz tekerlekliyse problem olmaz. İmkân varsa sonunda sıcak bir küvete veya jakuziye girerek adalelerinizi rahatlatınız.

 

Bel fıtığı olan kişi çevresinden yardım istemeli mi?

Belinizin ağrıdığı günlerde çevrenizdeki insanlardan yardım istemekten çekinmeyiniz. Evde eşiniz ve çocuklarınız, işyerinde ise arkadaşlarınız rahatsızlığı atlatmanızda size yardımcı olabilirler. Arabanızı bile birkaç gün süreyle başka birileri kullanabilir. Her işi her zaman bizzat kendiniz yapmak zorunda değilsiniz. Hasta olduğunuz sürece yardım almaya alışınız ancak bunu alışkanlık haline getirmeyiniz. İyileşir iyileşmez kendi işinizi kendiniz görmeye başlayınız.

 

Bel fıtığı hastası ilaç kullanmalı mı?

Doktorunuzun verdiği ilaçları tavsiye edildiği gibi kullanmaya özen gösteriniz. Mide problemi veya başka bir yan etki ortaya çıkarsa doktorunuza bildiriniz

 

Bel ağrısı ile üzüntü ve stres arasında ne gibi bir ilişki vardır?

Bel ağrısı ve sırt ağrılarının bir kısmı günlük hayatta yaşanan stres, endişe, kızgınlık, kıskançlık, depresyon, üzüntü ve bastırılmış öfke gibi duygular sonucunda ortaya çıkmaktadır. Devam eden bu tip duygular karşısında belirli bir çözüm ve rahatlama sağlanmazsa beyin vücudun herhangi bir bölgesinde ağrıyı başlatma komutunu sizden habersiz olarak vermektedir. Böylece asıl meseleden kaçılarak ilgi başka tarafa çekilmektedir. Bel de bu tip olaylardan sıklıkla nasibini alan bölgelerdendir. Böyle bir mekanizmanın tuzağına düşmüş olan kişi minicik ağrılarını büyütür. Aslında bu şekilde çözülememiş duygusal problemlerden kaçılmaktadır. Doktora müracaat ettiğinizde yapılan tetkikler neticesinde ciddi bir hastalık teşhisi net olarak ortaya konamamışsa yukarıda anlattığımız mekanizma aklınıza gelsin. Bir taraftan asıl probleminizi bulup çözmeye çalışırken diğer taraftan telkinle hasta olmadığınıza kendinizi inandırıp “Hasta değilim!” deyiniz. Ağrılarınızın hafiflediğini hatta kaybolduğunu göreceksiniz

 

Bel fıtığı tedavisi bitip iş hayatına döndüğümüzde nelere dikkat etmeliyiz?

Tedaviniz bitip yeniden iş hayatına döndüğünüzde faaliyetlerinizi yavaş yavaş artırınız. Hatta ilk birkaç gün yarım mesai ile yetininiz. Belinize aşırı yükleme yapmayınız. İş, aile ve sosyal hayatınızda bu kitaptaki öğütleri daima gözönünde bulundurunuz.

 

Bel fıtığı ile alkol almak arasında ne gibi bir ilişki vardır?

Alkol diğer birçok zararlarının yanı sıra kemik sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir. Omur kemiklerindeki mineral kaybı ve sağlıksız yapı dolaylı olarak disklere etki etmektedir. Alkol almayınız.

 

Sigara içmek bel fıtığı oluşum riskini artırır mı?

Sigara içenlerin vücudundaki hücrelerin tamamı yeterli oksijen alamazlar. Bu olaydan kalp, akciğer ve beyin başta olmak üzere bütün organlar etkilenir. Omur kemikleri arasındaki diskler de oksijensiz ortamda daha kolay dejenere olur ve zamanla kendilerini tamir etme yeteneklerini kaybederler. Böylece bel fıtığı gelişmesi riski de artar. Sigara ayrıca öksürüğü başlatır. Öksürük ise dejenere olmuş ve zayıflamış disklerin üzerine aşırı bir basınç uygulayarak bazen bardağı taşıran son damla olabilir. Öksürürken ve hapşırırken nefesinizi asla tutmayınız. Sigara içmeyiniz, içiyorsanız mutlaka bırakınız.
Sigarayı bırakmak için öncelikle kararlı bir tutum ve güçlü bir irade ortaya konmalıdır. Ayrıca gönüllü kuruluşlardan ve kendi doktorunuzdan da yardım alabilirsiniz. Sigarayı bırakmak için gösterdiğiniz gayretin ne kadar faydalı ve gerekli olduğunu zamanla daha iyi anlayacaksınız.

 

Bel fıtığı olan hasta neden uzman doktora gitmeli?

Tek bir çeşit bel fıtığı olmadığı gibi, tek bir çeşit bel fıtığı tedavisi de yoktur. Bazı hastalarda yalnızca ilaç ve istirahat yeterlidir. Bazı hastalar fizik tedavi ve diğer konservatif tedavi türleriyle iyileşirler. Bir kısım bel fıtığı hastasına ise mutlaka cerrahi girişim gerekir. Bu nedenle elindeki tek bir tedavi çeşidiyle tüm bel fıtığı hastalarını iyi ettiğini söyleyen şahıslara inanmayınız. Sağlığınızı uzman doktorlara emanet ediniz.

 

Bel fıtığı ameliyatından korkmalı mıyım?

Uzman doktor yaptığı muayene ve tetkikler neticesinde sizdeki bel fıtığının cerrahi girişim gerektirdiğine karar vermişse ameliyattan kaçınmayınız. Lüzumsuz kaybedilen zamanın bazen telafisi imkânsız sonuçlara yol açtığını biliniz. Prensip olarak cerrahi girişim son çaredir ancak yapılan bütün konservatif tedavilere rağmen iyileşme görülmüyor ve inatçı bir ağrı varlığını sürdürüyorsa cerrahiden çekinmeyiniz.

 

Bel fıtığı ile mücadelede hayat tarzı önemli midir?

Her yere arabayla gitmek, televizyonu bile uzaktan kumanda ile açıp kapamak, sürekli oturarak çalışmak, kilo aldıracak her türlü besini umursamadan yemek doğru hayat tarzı değildir. Bel fıtığıyla mücadele etmek bir hayat tarzı meselesidir. Yaşantınızı öğütlerimize göre düzenleyebilirseniz başarı şansınız yüksek olacaktır.